İSLAM TEK YOL |
|
|
|

Aktüel : 22.06.2005
 |
"İslam
21. Yüzyılın komünizmi olacak"
İlk kez bir din
tüm dünyada ezilenlerin ideolojisi olma yolunda! Düne kadar İslam'la hiç
teması olmayan topluluklarda bile Müslüman sayısı artıyor. Uzmanlara
göre İslam, Batı'nın kültür emperyalizmine karşı benliği koruma aracı,
yeni bir muhalefet biçimi, hatta yeni sol olarak görülüyor. Avustralyalı Aborijinler'den Güney Amerika'nın Mayalar'ına, Afrika'dan Rusya'ya
yoksulluk, alkol ve ahlâki çöküntünün çaresi İslamiyet'te aranıyor.Meksikalı Ariadna Alducim üç buçuk yıl önce
Müslüman oldu. 27 yıl önce koyu Katolik bir ailenin kızı olarak Mexico
City'de dünyaya geldiği günden beri bulamadığı mutluluğu şimdi Rabia
adıyla yakalamış olmanın mutluluğu içinde Yeni Aktüel'e konuşurken,
"Kendi isteğimle Müslüman oldum. O zaman çevremde hiç Müslüman yoktu,
şimdi arkadaşlarımın yüzde 90'ı Müslüman" diyor... |
 |
Sonradan
müslüman olan ünlüler
Nicolas Anelka
Fenerbahçe'nin yıldız oyuncusu Nicolas Anelka ya da Müslüman adıyla
Bilal Abdüsselam, Fransa'da birçok insanın İslam'ı seçtiğini belirtiyor.
Anelka'nın Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı'nın misyonerlik karşıtı
kampanyalarında da yer alacağı iddia ediliyor....
|
 |
"İslam
Aborijinleri rehabilite ediyor"
Avustralya'da internet üzerinde yayımlanan Australian Muslim News'in
editörü Seyit Karender ile Müslümanlığı seçmiş Aborijinler hakkındaki
soruları yanıtladı.Avustralya'da Müslüman olmak Aborijinler'in
yaşamını zorlaştırıyor mu?
Evet, Müslüman bir Aborijin olmak daha da zor. Düşünün, siyah bir
Müslümansınız, hem ırkçılık hem de İslam fobisiyle karşı karşıya
kalıyorsunuz. Aborijin Müslümanlara hapishanelerde kötü davranılıyor ve
genellikle terörist olarak damgalanıyorlar....
|
 |
"Hıristiyanlık
beyazların hilesi!"
Türkiye'de
"Aşktır Asıl Şarap" ve "Kalp, Nefs ve Ruh" adlı iki kitabı yayımlanan,
Los Angeles University of Philosophical Research'de sosyal psikoloji ve
din bilimleri öğretim üyesi Robert Frager Yeni Aktüel'e gelişmeleri
değerlendirdi: "AfroAmerikanlar İslam'ı hapishanelerde öğrendi.
"Camiler
kalpsiz dünyanın kalbi oluyor"
Uluslararası işçi
hareketleri ve siyaset felsefesi konularında araştırmalar yapan yazar
Volkan Yaraşır, başta Meksika olmak üzere Latin Amerika ülkelerini
inceliyor. "Gerçeğin Çölüne Hoş geldiniz, 11 Eylül", "Reddin Gücü",
"Gücün Reddi", "Sokakta Politika" ve "İmparatorluğun Yeni Av Sahaları"
adlı kitapların yazarı Volkan Yaraşır, Meksika'nın Chiapas Eyaleti ve
Latin Amerika'da İslam'ın yükseliş nedenlerini değerlendirdi....
|
NOT: " YENİ SOL İSLAM" BASLIĞI İSLAMÎ AÇIDAN
UYGUN BİR BAŞLIK DEĞİL,İSLAM SOL BİTİNCE ÖN PLANA ÇIKMADI O HER ZAMAN VARDI
,
SADECE İNSANLAR - " YENİDEN " - YENİ YENİ O'NU FARK ETMEYE BAŞLADI...
İSLAM HAYAT KAYNAĞI , ONDAN FAYDALANMAK İSTEYEN O'NA YÖNELİR,O'NDAN KANA
KANA İÇER...AMA BAZEN DE YANI BAŞINDA ŞIRIL ŞIRIL AKAN PINAR
SUYUNDAN İNSANLAR İSTİFADE ETMEZDE, PİS SUYA YÖNELİR...NEFİS,GÖZ
BOYAMA,ÖNYARGI,CAHİLLİK...

Artık İSLAM Var!
SOLUN TARİHİ SERÜVENİ VE İSLAM
SOL, Fransız İhtilali esnasında tesis edilen Kurucu Meclis’teki oturma
biçiminden türemiş bir kavramdır. Başkanlık Divanı’nın sağında
Aristokratlar, solunda ise halkın temsilcisi olarak mecliste bulunan patriyotlar oturmuşlardı. Fakat işin ilginç tarafı, “sol”un kısa sürede
önce kendi içinde “solun sağı” ve “solun solu” şeklinde ikili, ardından
da “solun solu”nun dörtlü bölünmelere uğraması ve “halkın temsilcisi”
olarak değerlendirilip yurtseverler olarak adlandırılan bu grubun büyük
çoğunluğunun monarşi ve aristokrasi taraftarı olmakla, hatta -General La
Fayette örneğinde olduğu gibi- burjuvaziyi yoksul halkın saldırılarından
korumakla tanınmış olmalarıdır.
Marxizm ,
pozitivizmin en katı şeklidir.Din tamamen dışlanmakta, tarih ise belli
bir akışa bağlanmaktadır.bu determinist şema günümüzde pozitivist yöntem
gereği çökmüş durumdadır...Türkiye'de sol sosyal adalet yerine pozitivizmi
ön plana çıkarmıştır.Ekonomik adaletsizlik yerine toplumsal değerlerle kavga
yolu tutulmuştur.Sınıf bilincini dinin geciktirdiği düşünülüp dine
husumet beslenmiştir.Sonunda dinsiz ve kapitalist düşmanı bir ideoloji
ortaya çıkmıştır ve sonuçta mü'minin imanı gibi materyalizme iman edenler
ortaya çıkıştır.
Tarihi II. Meşrutiyet dönemine kadar götürülen Türk solunun iki yüz yıllık
macerası düşünsel ve örgütsel bunalımlarla geçti. Türkiye’de sol düşünce,
başlangıcından beri, kendi düşünsel bütünlüğünü ve istikrarını sağlayacak
altyapı ve tecrübeden yoksun kaldı. Önce Fransız düşüncesi daha sonra da Rus
sosyalist hareketlerin yansıması olarak şekillenen Türkiye solunun, ilk
devirlerinde Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler ve Selanik Yahudileri gibi etnik
ve dinsel azınlıklar arasında geliştiği görülür. Sosyalizmin kuram
itibariyle enternasyonel olduğu halde Osmanlı’daki “anasır” için etnik
muhalefetin aracı olarak kullanılması, Türk solunda ulus ve sol kavramları
bağlamında en önemli düşünsel sorunlardan birisi olmuştur. II. Abdülhamit
döneminde gayr-i müslim sosyalistlerin radikalizmi bazı ittihatçı gençlere
çekici geldi. Fransız devriminin ideallerini ve Jean Jaures’nin yurtsever
sosyalizmini örnek alan bu yapılanmalar bir sosyalist kuramcı çıkaramadı.
Osmanlı toplumunda sosyalizmin ön şartlarının var olmaması, fırka/parti,
sınıf, amele/işçi gibi kavramların ilk dönemlerde sathî yorumlarla
açıklanması sonucunu doğurdu. Düşünsel açılımın kısa vadede sağlanamaması ve
özellikle devrim sonrası Rusya’nın Türkiye’deki sol hareketlere desteği,
kuramsal tartışmaları engelledi. Sovyetler, öncelikle devrimi endüstrileşmiş
Batı ülkelerine yaymak istediğinden, Batı sömürüsü altındaki yerli burjuva
hareketlerine destek verdi. Bu durum Türkiye’de zihnî altyapısını kuramamış
sosyalist hareketi diğer bir problemle karşı karşıya bıraktı ve solun
ulusal sisteme karşı tavrının Rusya’nın stratejik tercihlerine endekslenmesi sorununu doğurdu.
II.
Meşrutiyet döneminde Hüseyin Hilmi tarafından kurulan Osmanlı Sosyalist
Fırkası, Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesine kadar faaliyet gösterdi.
İştirak gazetesi partinin yayın organıydı. Sosyalist Fırka’nın programı
öncelikle üretim ve dağıtım araçlarının devletleştirilmesi ve bu doğrultuda
uluslararası işbirliğinin gerçekleştirilmesini öngörmekteydi. Örgütlediği
grevler ve diğer eylemler sürekliliğini koruyamadığı gibi, siyasî
taleplerden ziyade ekonomik ihtiyaçların neticesiydi. Ayrıca eylemleri
anlamlandıracak düşünsel bir açılım olmaması, yapıyı sosyalist nitelikten
çok sendikal hareketten ibaret kıldı. Toplumsal hareketlerin bu durumu,
Osmanlı aydının zihninde kavramsal karşılığını bulamayan sosyalist kuramla
ilgilidir. Sosyalizmi, dinî geleneğe yaslanarak ve İslam toplumunun
pratikteki karşılığı olarak tanımlama çalışmaları başarısız oldu. Yaşanan
düşünsel açmaz siyasî faaliyetlerin istikrar kazanmasını engelledi. Sosyalist Fırka da zamanla liberal bir muhalefet platformuna kaydı ve
mensupları İttihat ve Terakki Partisi’ne katıldı.
Ekim
devriminden önce, Rusya’da sosyalizmle tanışan Mustafa Suphi, 1918’de
Türklerin yoğun olduğu bir çok bölgede komünist teşkilatlar kurdu. 3.
Enternasyonal’e Türk delegesi olarak katıldı. Suphi’nin fikir dünyası
hakkında sağlıklı bilgi fazla olmamakla birlikte Osmanlı coğrafyasında sol
yapılanmaların Rus etkisine girmesinin onunla birlikte başladığı bilinir.
Osmanlı’nın sanayileşememiş bir düzen olması ve Türk toplumunun köylülerden
oluşması, Mustafa Suphi’yi Millet Meclisi’nin Sovyet örgütlenmesine
benzediği tezine götürdü ve bu değerlendirmeler sonucunda Ankara’ya geçmek
istedi. Mustafa Suphi, Ocak 1921’de aydınlatılamayan bir şekilde Trabzon
açıklarında öldürüldü.
1920’de Mustafa Kemal emperyalizme karşı, Sovyetlerle müşterek mücadele
edileceği yönünde beyanlar verdi ve Sovyet desteğini almak isteyen Ankara
hükümeti bu yönde girişimlerde bulundu. Resmî Türkiye Komünist Partisi’nin
kurdurulması bu çerçevede gerçekleşti. Parti Atatürk’ün yandaşlarından
oluşuyordu. Dışta emperyalizm ve içte de kapitalizm ile mücadele edileceğini
belirten parti, İslamiyet’i sosyalizmin esası gibi gösteriyordu. Milli
mücadele döneminde bu “danışıklı” partinin dışında bir de gizli TKP kuruldu. Bakü kurultayına katılan gizli TKP’nin çalışmaları da Halk İştirakiyyun
Fırkası’nın altyapısını oluşturdu ama fırka varlığını siyasî engeller
nedeniyle devam ettiremedi.Kurtuluş
dergisi çıkar.Alman ekolünün etkisindedir.Başını Şefik Hüsnü çeker.Aydınlık
çıkar...24 Kominterni'de rusya Hüsnü'yü eleştiriri....25'den sonra sol
ağır darbe yer- takrir-i sukun-N Hikmet'ten , M.Ertuğrul'a,S. Setrel'den S.
Ali'ye... takibata uğrar, sürülürler...Zamanla kadro ekibi ortaya çıkar ama
tarıhi derinlik, sosyalizmin felfefi temellerini ve Osmanlı tarihini
tanımlayamamaları esas zaafları olur.
Türk ve dünya sol'u .... Öyle bir hareketle karşı karşıyayız ki, onda her türden eğilimin
izlerini bulmak mümkün: Yeşili de var, kızılı da, rengarenk olanı da.
Resmî ve gayr-i resmî TKP’si var. Ulusal olanı da var, enternasyonalist
olanı da. Marksist-Leninist, Troçkist, Maoist, Stalinist, Enver Hocacı,
Castrocu vb. olanları var. Legali var, illegali var. Demokratik mücadele
taraftarı olanı var, silahlı mücadele yanlısı olanı da. Şehir
gerillacıları da var, kır gerillacıları da. Halkın partisi de var, işçi
ve işçi-köylü partileri de. Sosyal demokrat olanı da var, anarşist olanı
da. Güler yüzlü olanı da var, asık suratlı olanı da. Ortanın solu da
var, solun solu da. Aydınlıkçısı, kurtuluşçusu, ilericisi var. Millî
demokratik devrimcisi var. Konformisti, revizyonisti, hatta “sosyal
faşist”i bile var. “Teori”si de var, “Eylem”i de. Dergi isimlerini bir
araya getirmek suretiyle, gramer açısından düzgün cümleler kurmak bile
mümkündür. Mesela: “Aydınlık” ve “Kurtuluş” “Yön”ünde hareket eden
“İleri”ci ve “Devrim”ci “Kadro”... Kısacası, Osmanlı’da amele
hareketleri şeklinde kendisini gösteren ve yüzyılı aşkın bir tarihe
sahip bu harekette ne ararsak bulmamız mümkün. Fakat belli dönemlerdeki
kısmî kitlesel başarılarına ya da edebiyat alanındaki etkinliğine
rağmen, solun Türkiye’de “sahici bir muhalefet” yaptığından,
Türkiye’deki mevcut yapının dönüşümünde, “birey” ve “halk/millet” lehine
kalıcı kazanımlar elde ettiğinden bahsetmek mümkün müdür? Bu soruya,
bugünkü durum itibariyle “evet” cevabını vermek o kadar da mümkün
gözükmüyor.27 Mayıs'tan sonra sol biraz canlanır gibi oldu.TİP ama kısa
sürdü...neden peki : cevabı sol kesimden alalım: sol ile kemalizmn
karıştırılması , halka yukarıdan bakılması gerçekci ve oturaklı ,internasyonel
söylemlerinin olmaması,cuntacılıktan kurtulamamaları...
Yön ve özellikle de Devrim gazeteleri tarafından formüle
edilen bu düşüncelerin temel vurgusu, emperyalist Batı tarafından geri
bıraktırılan Türkiye’nin sosyalist bir kalkınma yöntemi ile ilerlemesini
sağlamak, çok partili hayatın ve parlamenter sistemin doğası gereği ve
Demokrat Parti’nin gayretleri neticesinde akamate uğrayan Kemalist devrimler
sürecini kemale erdirmek, hakiki milliyetçiliği tesis etmek ve parlamento
dışı bir muhalefet geliştirmek olmuştur. Tüm bu hedeflerin, askerlerin
desteği alındığı takdirde gerçekleştirilebileceği varsayılmıştır. Devrimin
başlıca aktörünün “zinde güçler” ya da “asker-sivil aydın zümre” olacağı
düşünülmüştür. Neredeyse yazılan bütün yazılar, yapılan tüm eylemler askere
bir mesaj niteliği taşımaktadır.
Devrim gazetesinin o zamanki yazı işleri müdürü Hasan Cemal Kimse
Kızmasın Kendimi Yazdım adlı hatıratında şu itirafta bulunur: “Bir tek
amacımız vardı: Askeri kışkırtmak. Darbe süreci bu kışkırtma ve
provakasyonlar sayesinde hazırlanacaktı. (...) Şiddet şarttı devrime giden
yolu açmak için. (...) Avcıoğlu, o tarihlerde bir örgüt kurulacaksa, bir
bildiri yayımlanacaksa, hepsinin başında bir ‘ordu’ sözcüğünün geçmesini
isterdi.” Bu mantık, Türkiye’de siyasetin militarizasyonu sürecini
perçinlemekten, bir başka deyişle darbeler ve yıkımlar sürecine katkı
sağlamaktan başka hiçbir işe yaramamıştır.Bugün bütünüyle organik bir
birlikteliği ifade etmemekle birlikte, Türkiye siyasetinin militarizasyonu
sürecini tırmandırmak isteyenleri biraraya toplayan Kızılelma Koalisyonu
içerisindeki en önemli katkının sosyalist cenahtan gelmesi de yukarıdaki
gelenekle ilintilidir.
Metet
Tunçay : " ...
Hıristiyanlıkta Rahiplerin aracılığı olmazsa, özellikle Katoliklik’te Tanrı’ya erişmek mümkün değil. Dolayısıyla bir ruhban statüsü
mevcut. Bunlar, sayıca az olmakla birlikte, birçok ayrıcalıkla donatılmış.
Onun dışında asiller feodal sitemin sonucu olarak ayrıcalıklı statülere
sahip. Geri kalanlara da Fransız Devrimi’ne gelinceye kadar “üçüncü tabaka”
deniyor ve işçi, köylü, tüccar, ve şehirlilerden müteşekkil. Bu statü
toplumunu yıkmak için üçüncü tabaka içerisinde bir işbirliği yapılıyor.
Zenginlerle işçiler ve köylüler, elbirliği ile bu statü toplumunu, ancien
régime’i yıkıyorlar. İşçiler, daha yoksul insanlar umuyorlar ki, yeni
dünyada onların koşulları daha iyi olacak. Oysa bu gerçekleşmiyor. Çünkü
fiilen daha varlıklı olan insanlar, eski rejimdeki hakim sınıfın yerini
alıyor. Bu kez yoksul olanlar, -tabii bir yandan da bir endüstri devrimi
başlamış, yani sadece tarımsal yoksullar değil, bir de sanayide çalışan
şehirli yoksullar ortaya çıkmış- örgütleniyor. Oysa zenginler doğal olarak
küçük bir azınlık; ama hakim sınıf mevkiine geçmişler. Demokrasi içinde kafa
sayma sistemi olursa ve toplum daha demokratikleşirse, yoksullar da kendi
çıkarlarına olan şeyleri gerçekleştirebilecek. Solun mücadelesi, doğal
olarak, gelişmiş Batı ülkelerinde endüstri işçilerinin öncülüğüyle oluyor.
Çünkü tarımın önemi Batı ülkelerinde göreli olarak gerilemiş ama Rusya’da,
Osmanlı’da değil. Benim çocukluğumda, 50-60 yıl önce, hâlâ “Türkiye’de
nüfusun %80’i köylerde yaşar ve tarımla uğraşır” derdik. Batıda 19. yüzyıl
başında bile bu durum değişmişti; endüstri işçileri daha büyük ağırlık
taşıyordu. Birçok insan başlangıçta hayırseverlik amaçlarıyla bu yoksulluğa
üzülerek, birtakım acıların gerekli olmadığını düşünerek ve daha iyi bir
düzenlemeyle bu acılardan kurtulmayı umarak örgütlenmelere girişiyor. Tabii,
hakim sınıflar kolay kolay teslim olmak istemiyor. Demokrasi 2500 yıllık bir
fikir olmakla birlikte, uzun bir süre iyi bir şey olarak değil; aşağı
sınıfın, daha yoksul olanların hak etmedikleri halde toplumu yönetmeye
kalkma iddiası olarak düşünülüyor. Yani ayak takımının hakim olma iddiası…
Ama 19. yüzyıl başından itibaren demokrasi bir ideal haline dönüşüyor.
Özellikle işçiler, eşit oy hakkı ve parlamento olursa, kendi lehlerine
durumu değiştirebilmeyi umuyor. Bazıları ütopyacı, hatta dinî olan birçok
teori ortaya atılıyor. Bütün dinlerin kendi içinde böyle bir eşitlik,
yoksulu kayırma duygusu var.Bu
büyük bir soru; ama bana öyle geliyor ki, doğal olarak her halk tutucudur.
Yani yenemediği bir şeyi kabullenmekte o kadar hevesli olmaz; meğer ki bir
kriz içinde yaşıyor olsun.Karl Marks’ın fikirlerinin ortaya çıktığı
dönemde, çağın ruhunda bir pozitivizm vardı; Auguste Comte’tan gelen ve
metafiziği yadsıyan, bilimsel gerçekliklerin bulunabileceği savı. Bir de
pozitivizmle bağlantılı olarak materyalizm vardı; bu dünyanın düşünceler
üzerinde değil, maddi olaylar üzerinde gittiği yaklaşımı. Marks’ın felsefî
düşüncesi -tarihî materyalizm denen şey- üstyapıyı üretim güçleri arasındaki
ilişkilerin belirlediğini söylüyor. Marksizm’i anlatırken, Marksizm
karşıtlarının çabucak geçiştirdikleri bir nokta var: Marks, “Din halkın
afyonudur” demiş. O pasajı, öncesiyle ve sonrasıyla birlikte, dikkatle
okusalar Marks’ın orada o kadar kaba değil, tam aksine derinlikli bir şey
söylediğini görürler. Çünkü Marks, materyalist olmakla birlikte din karşıtı
bir siyaset önermiyor. Onun umduğu şey, maddi şartları değiştirerek,
insanları dinde avuntu aramaya götüren şeyleri ortadan kaldırmak; dini
ortadan kaldırmak değil. Maddi rahatlığa kavuşturulduktan sonra insanlar
yine de Allah’a, kutsal kitaplara inanmaya devam edebilir. Bu sanki
kesinlikle din karşıtı bir düşünce gibi sunulmuştur.19.
yüzyılda mesele, Osmanlı İmparatorluğu’nu yaşatmak; “Bu devlet nasıl
kurtulur?” sorusu. Onun için bizim reformcularımızla başka ülkelerin
reformcularını, mesela Rusları karşılaştıracak olursanız, onlar Çarlık
düzenini yıkmayı amaçlıyor; bizimkiler ise düzeni ayakta tutmayı. Temel bir
fark var aralarında. Türkiye’de sosyalizmin, Batı’daki anlamda olması mümkün
değil. Çünkü dayanacağı geniş bir endüstri işçisi tabanı yok. Bana öyle
geliyor ki, pek çok şey gibi sol düşüncenin de mebdei, hürriyetin ilanıdır; II. Meşrutiyet’le, 1908 Temmuzu’nda Anayasa’nın yeniden yürürlüğe
konulmasıdır. Ondan sonra birçok fikir fışkırıyor: Osmanlı Sosyalist Fırka,
Sosyal Demokrat Fırka var. Ama bunlar marjinal. İlginç olan şeylerden bir
tanesi, başından beri bir sol programla ortaya çıkan bu insanlar, halkla
bağlantı kurabilmek için İslamiyet’e baş vuruyorlar. Mesela İştirakiyyun’un
alt başlığında Abdülaziz Mecdî Tolun Efendi’nin dile getirdiği bir endişe
var: “Taban olarak endüstri işçisi sınıfı yeteri kadar büyük değil, bu fikir
acaba büsbütün yabancılanır mı, dışlanır mı?” Sadece Osmanlı
sosyalistlerinde değil, Milli Mücadele’de gelişen Yeşil Ordu, Halk
İştirakiyyun gibi oluşumlarda da sık sık İslamiyet’e göndermeler görüyoruz.
Hatta daha komünist bir çizgide gelişen İstanbul grubunda da... Ben size
ilginç bir şey söyleyeyim: 1925’te bunlar, Orak Çekiç diye işçiler
için bir gazete çıkarıyorlar. Orada bir Mevlit ilanı gördüğümde, “Bunlar
dalga mı geçiyor?” diye düşündüm. Hayır, gayet ciddi bir şekilde ölen
yoldaşlarının ruhuna bir Mevlit ilanı, gayet uygun sözcüklerle çıkıyor. Bu
bana çok şaşırtıcı geldiyse, pek çok insana da öyle gelebilir. Çünkü herkes,
“Sol, dine karşıdır; onu ortadan kaldırmayı amaçlar” diye düşünüyor. En
azından o dönem için bu doğru değil.Devlet
kontrol etsin ama mülkiyet kimde olursa olsun.Devlet
işletmesi kayırma,arpalık, adam istihdam alanı oldu... "
Hegel:Evrensel bir
Akıl’dan söz ediyordu Alman filozof. İngilizce metinlerde Mind diye
geçen kavramın orijinalininse Geist (Spirit) olduğu belirtiliyordu.
Türkçeye birini Akıl, diğerini ise Ruh şeklinde çevirmek daha uygundu. Kimin
aklı, kimin ruhuydu bu? Benim, senin, onun, herkesin. Bütün bu tek tek
akıllar, Evrensel Aklın tezahürleriydi. İlerledikçe, dinî demesek de, son
derece mistik bir alanda buluyorduk kendimizi. Evrensel Akıl, belki de
Tanrı’ydı. Tanrı, belki bütün evrendi. Tarih, bu evrensel aklın mantıken
zorunlu bir yolda ilerlemesiydi.Akıl
evrenseldi, fakat tek tek akıllar bu ortak evrensel mahiyetin farkında
değildiler. Hegel bu duruma “Aklın kendine yabancılaşması” diyordu. Evrensel
Aklın tezahürleri olan insanlar, aynı aklın tezahürü diğer insanları yabancı
veya hasım görüyorlardı. Oysa hepsi aynı büyük bütünün parçalarıydı.Hegelciler iki gruba ayrılıyorlardı. Sağ Hegelciler, insan toplumunu
Evrensel Aklın tezahürü sayıp haklılaştırıyor (“Reel olan, rasyoneldi.”);
Sol Hegelciler ise mevcut toplum düzenine başkaldırıyorlardı (“Rasyonel
olmayan, reel olamazdı!”)...Hegel sonunda tüm insanları aynı bütünün parçası
ilan ederken nedense avrupalıları- özellikle almanları - evrensel
aklın en büyük marifeti sayıyordu.Asya-Afrika başka bir türdü...!?
Avrupa'da Sol'u bitiren refahtı, Rusya ve Çin'de ise
refahsızlık.Batıdaki işçi sınıfı sömürgelerden elde edilenlerden kendi
paylarına düşenle sus pus olmuşlardı...ne sınıf mücadelesi ne emperyalizm
kalmıştı...!
Rusya-Çin'de sol siyaset devlete
hakim iken , Türkiye'de ise devlet sol siyasete hakimdir.1960
sonrası " solun solu " ile başlayan bu süreç İnönü ve Ecevit ikilisi
elinde sonunda Mhp ve Kemal Derviş ( Yani İMF )ile noktalanmıştı.80
öncesinin solcuları mı ...onlar ise ya reklamcı ya medyacı ya yönetici ya da
işadamı olmuşlardı...Artık halk sol denince şişli, Beşiktaş,Taksim
civarındaki zengin bir azınlığı anlamaktadırlar...Sol elitist
oldu.belli bir çerçeveye sıkışmış ve halkla - inançlarıyla
kaynaşamamış...Türkiye'de sol hiç bir zaman işçi sınıfı
temeline oturamadı.sadece öğrenci kesimine hitap etti o da hayatın
belli bir dönemi ile sınırlı kaldı.Artık proleter söylemde
miadını doldurdu...!
SOL BAŞARAMADI...AMA İSLAM ;
İNSANLAR DOĞUŞTAN EŞİTTİR: "ARABIN ARAP OLMAYANA ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR,
HEPİNİZ ADEM'İN ÇOCUKLARISINIZ" ( VEDA HUTBESİNDEN)
FARKLILIKLAR SONRADAN KAZANILIR: "HER DOĞAN İSLAM FITRATI
ÜZERE - SAF VE TEMİZ, KİRLENMEMİŞ - DOĞAR , SONRADAN ANNE BABA İNSANI
MECUSI ...YAPAR.." ( H. ŞERİF )
SINIFLI TOPLUMUN DIŞLANDIĞI : "ÜSTÜNLÜK SADECE TAKVA
-ALLAH'A İTEAT- İLEDİR.IRK-MAKAM-SINIF ...AYIRIMI KESİNLİKLE
YASAKTIR
VARLIKLILARIN MALINDA FAKİRİN HAK SAHİBİ OLDUĞU :
ZEKAT-KURBAN-FITIR-SADAKA...( KI BU PARA ...VS DİREK VERİLMEYİP
FABRİKA...VS KURULARAK BİRDEN ÇOK ALANDA TOPLUMSAL FAYDA
TEMİN EDİLEBİLİR )
BİR DÜNYA GÖRÜŞÜDÜR İSLAM !
NOT: ÖZELLİKLE BU YAZIMIZLA
BİRLİKTE AŞAĞIDAKİ DOSYALARIMIZIN OKUNMASI DA KONU BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAĞLAMA
AÇISINDAN ÖNEM ARZETMEKTEDİR :
dünyada sol
sosyalızmın farklı modellerı
joseph stalın (1879-1953):LENİN'DEN SONRA İKTİDAR
OLDU.mARXİST - LENİNİST ÇİZGİDEN ÇIKTIĞI İÇİN ÇOK ELEŞTİRİLDİ...
JOSİP BROZ TİTO ( 1892-1980 ):SOSYALİST YUGOSLAV
MODELİNİN KURUCUSU.
MAO TSE TUNG (1893-1970):TARIM EMEKÇİLERİNİN
ÖNCÜLÜĞÜNDE ÇİN HALK CUMHURİYETİNİ KURDU.
ENVER HOCA ( 1908-1985):KENDİ İÇİNE KAPALI ARNAVUT
SOSYALİZMİNİ ORTAYA KOYAR.
ANTONİO GRAMSCİ ( 1891-1937):İTALYA'YA ÖZGÜ
SOSYALİZMİN SAVUNUCUSU.
FİDEL CASTRO ( 1927- )KÜBA'NIN YASAYAN TEK ÖZGÜN
KOMİNİSTİ.AMA ARTIK KİLİSE'YE O KADAR UZAK DEĞİL...!
CHE GUEVERA ( 1928-1967):CASTRO'NUN SİLAH ARKADASI.BAZI
KONULARDA FARKLI DÜŞÜNÜNCE , DEVRIMI GUNEY AFRIKA ULKELERINE YAYMAK ISTERKEN
ÖLDÜRÜLDÜ.
HO CHİ MİNH ( 1890-1969 )VİETNAMİŞÇİ PARTİSİNİN
KURUCUSU.ÖLÜMÜNDEN SONRA BAŞLATTIĞI HAREKET FRANSA VE ABD'Yİ YENİLGİYE
UĞRATIR.
BATIDA YENI - ILIMLI - SOL
OLOF PALME ( 1927-1986 )İSVEÇ'İN SOSYAL
DEMOKRAT LİDERİ, ÖLDÜRÜLÜR.
FRANÇOİS MİTTERAND (1916-1996 )58'DEN BERİ MUHALEFETTE
OLAN FRANSA SOSYALİST PARTİSİNİ 81'DE İKTİDARA TASIR, CUMHURBAŞKANI OLUR.
FELİPE GONZALEZ (1942- )İSPANYOL SOSYALİZMİNİN
LİDERİ.82'DEN SONRA SERBEST PAZAR POLİTİKASI İZLER.
TONY BLAİR (1953 - ) 97'DEN BERİ İNGİLTERE'DE
İKTİDARDA OLAN İNGİLİZ İŞÇİ PARTİSİ , MARKSİST ÇİZGİDEN UZAKLAŞIR.
JOSHKA FİSCHER ( 1948- )ALMAN YEŞİLLER PARTİSİ LİDERİ
|
|
TÜRKİYE'DE sol
ABACILAR |
|
TİP
içindeki Mehmet Ali Aybar-Behice Boran-Çetin Altan çevresi. |
|
ACİLCİLER |
|
1975
başlarında THKP-C'den Mahir Çayan'ın Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi
görüşünden hareketle hemen öncü savaşın başlatılması gerektiğini
söyleyerek ayrılan grup, 1980 darbesi ile tamamen dağıldı. Grubun önde
gelen isimlerinden İlker Akman, Hasan Basri Temizalp, Yusuf Ziya Güneş
Malatya Beylerderesi'nde öldürüldü. |
|
ANA
GERİLLA BİRLİĞİ |
|
Devrimci Yol tarafından 1980 darbesi sonrası 1982 yılında
başlatılan kır gerillası faaliyetlerindeki çekirdek grup, 1985 yılında kır
faaliyetlerinin sona erdirilmesi ile dağıtıldı. |
|
BİRLEŞİK DEVRİMCİ GÜÇLER PLATFORMU (BDGP) |
1988, Radikal Sol. Haziran
1998'de PKK, TKP(ML), MLKP, TKP/ML, TDP, DHP, DEVRİMCİ SOL, TKP
(Kıvılcım)'nin işbirliği yaptığı Platform. Kasım 1999'da işbirliği
anlaşması sona ermiştir. |
|
BOLŞEVİK PARTİSİ/KUZEY KÜRDİSTAN (BP/KK-T) |
1981,
Eski Maoist-Stalinist. 1981'de TKP/ML (Bolşevik) olarak
kuruldu. Yayınlar: Bolşevik Partizan
- Roja Bolşevik |
|
DEVRİM |
1990, Eski Maoist-Radikal Sol.
TKİP'den kopan bir grup. Yayınlar: Devrimci Halk |
|
DEVRİMCİ HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ (DHKP-C) |
1994, Radikal Sol. Dev-Sol'un içinden gelen ana grup. Yayınlar: Yaşadığımız Vatan - Devrimci Sol - Kurtuluş |
|
DEVRİMCİ HALK PARTİSİ |
1994, Radikal Sol PKK'ya yakın bir
grup. Yayınlar: Alternatif |
|
DEVRİMCİ HALKIN BİRLİĞİ (DHB) |
|
TKP/ML'den, faşizme karşı mücadele konusundaki anlaşmazlık
sonucunda 1977'de ayrılan dar bir grup; aynı isimli dergi ile
tanınırlar. |
|
DEVRİMCİ HALKIN YOLU (DHY) |
|
THKP-C
kökenli grup önce Militan Gençlik, daha sonra Halkın Yolu dergilerini
çıkardı; 1977 yılındaki bölünmede bir grup TİKP'ye (Aydınlık) katılırken,
kalan unsurlar dar bir grup içinde Devrimci Halkın Yolu dergisi etrafında
toplandılar. |
|
DEVRİMCİ İŞÇİ PARTİSİ - İNŞA ÖRGÜTÜ (DİP-İÖ) |
Troçkist Yayınlar: Enternasyonal
Bülten |
|
DEVRİMCİ KOMÜNİST PARTİSİ (DKP) |
|
1989
yılında TKP/B'den kopan İbrahim Seven tarafından kurulan parti 1991'de
kendini feshetti. |
|
DEVRİMCİ KURTULUŞ (EYLEM
BİRLİĞİ) |
|
THKP-C
kökenli MLSPB'den kopan bir grup tarafından 1976 yılında kurulan, İzmir ve
Gaziantep'te faal olan örgüt etkisiz kaldı. |
|
DEVRİMCİ
MÜCADELE |
1977, Radikal Sol Devrimci Derleniş olarak bilinen grup. Yayınlar:
Devrimci Mücadele |
|
DEVRİMCİ PARTİ GÜÇLERİ (DPG) |
Radikal Sol Yayınlar: Maya - Parti Yolunda |
|
DEVRİMCİ
SAVAŞ |
|
THKP-C
kökenli kişilerce 1977'de kurulan ve Kahramanmaraş civarında etkili olan
grup. |
|
DEVRİMCİ
SOL |
|
1978'de Devrimci Yol'dan ayrılarak aynı isimli bir dergi çıkaran
İstanbul merkezli grup. Devrimci Yol'un SSCB'de revizyonist diktatörlüğün
hüküm sürdüğü tespitine katılmıyarak, iç savaş tespitinin Mahir Çayan'ın
öncü savaş stratejisini reddettiğini belirterek ve direniş komiteleri
önerisinin yatay örgütlenmeye yol açarak, yukarıdan aşağıya örgütlenmeyi
törpülediğini söylüyorlardı. Ayrışma sonrası üniversitelerde Devrimci
Gençlik Federasyonu kuruldu, militan mücadeleye girişildi. Silahlı devrim
birlikleri aracılığı ile faşist odaklara saldırılar düzenleyen grup, MHP
ileri gelenlerinden Gün Sazak ve Nihat Erim suikastlerini gerçekleştirdi.
1980 sonrası en çabuk toparlanan gruplardan olan Dev-Sol, sansasyonel
eylemlerine Özdemir Sabancı'nın öldürülmesi ile devam etti. 1990'ların
başında Bedri Yağan (Darbeciler grubu) önderliğinde bir grup Dev-Sol'dan
ayrıldı. Hareket daha sonra Devrimci Halk Kurtuluş Parti-Cephesi (DHKP-C)
olarak adını değiştirdi. Bedri Yağan ise 1993 yılında İstanbul'da polisle
girdiği çatışmada öldü. |
|
DEVRİMCİ SOSYALİST İŞÇİ HAREKETİ (DSİH) |
Radikal Sol Yayınlar: Kaldıraç |
|
DEVRİMCİ SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (DSİP) |
1997, Troçkist Troçkist yasal parti. Yayınlar:
Sosyalist İşçi |
|
DEVRİMCİ
YOL |
1975, Radikal Sol İlk sayısı 1 Mayıs 1977'de çıkan aynı isimli dergi etrafında
örgütlenen grup, büyük bir bölünme sürecine giren sosyalist grupların
dikkatli bir analizini yaparak özgün bir mücadele yaratmayı hedefliyordu;
1977-80 arasındaki siyasal çatışma ortamını da iç savaş olarak
tanımlayarak, faşizme karşı savaşımı ön plana çıkarıyor, Direniş
Komiteleri önerisini getiriyordu. 1980 darbesine karşı gerilla
örgütlenmesinin başarısızlığı, yurtdışında örgütlenme zorunluluğunu
doğurdu. 1990'larda Yeniden (sonradan Bir Adım dergisi oldu) dergisi
etrafında örgütlenen kadrolardan büyük kısmı ÖDP içinde aktif haldedirler.
Bunun yanısıra Devrim, Yön, Özgürlük, Devrimci Hareket dergileri de
Dev-Yol geleneğine sahip çıkarak faal olan diğer yan
gruplardır. Yayınlar:
Hareket |
|
DİRENİŞ
HAREKETİ |
1978,
Radikal
Sol THKP-C kökeni ile 1980 öncesi faal olan grup, THKP-C Üçüncü Yol
örgütünün devamı niteliğindedir. Yayınlar:
Odak |
|
DÖRDÜNCÜ
SOL - İNŞA ÖRGÜTÜ |
Troçkist Yayınlar: Son Kavga |
|
EMEK
PARTİSİ |
|
Özgürlük Dünyası dergisi etrafında örgütlenen, THKO-HK-TDKP
geleneğinden gelen grubun, 25 Mart 1996'da kurduğu parti. Parti kurucuları
arasında Levent Tüzel, Hüseyin Över, Hanife Türkmen, Osman Nuri Şenol,
Sunay Akın, Can Yücel, Necati Kotan, Cevriye Eftelioğlu, Hüseyin Elitaş,
Haydar Kaya, Gülsüm Akyüz gibi isimler vardı. Katı bir disiplin
partisiydi. |
|
EMEĞİN PARTİSİ (EMEP) |
Stalinist Emek Partisi kapatılınca, yerine 25 Kasım 1996'da
kuruldu. Yayınlar: Evrensel Gazetesi - Özgürlük Dünyası - |
|
HALKIN
BİRLİĞİ |
|
TKP/ML
içinden ayrılan grup ve dergisi; 1976'da çıkan dergilerinde Üç Dünya
Teorisi'ni savunan grup, silahlı mücadeleyi maceracılık olarak
nitelendirerek, kitle çalışmalarına ağırlık verilmesinin gerektiğini
söylüyordu. |
|
HALKIN DEVRİMCİ ÖNCÜLERİ (HDÖ) |
1977, Radikal Sol 12 Mart'tan çıkışta THKP-C ve Mahir
Çayan tezlerini savunan ve pratiğe geçirilmesini hedef olarak saptayan
gruptan 1977'de ayrılanlardan geri kalanların kendilerine verdiği isim;
1980 sonrası büyük ölçüde dağıldı (diğer ismi ile
THKP-C/HDÖ). Yayınlar: Cephe - Kurtuluş - Kurtuluş Cephesi |
|
HALKIN
KURTULUŞU |
|
THKO
geleneğinden gelen insanların, 12 Mart ayrışması sonucu ilk sayısını 1976
yılında yayınladıkları aynı isimli dergi etrafında örgütledikleri grup.
Arnavutluk Emek Partisi taraftarı olan grup, güçlü bir örgütlülük yarattı.
Partiye doğru evrim amacı ile oluşturulan bu grup daha sonra TDKP-İÖ ve
TDKP ilişkilerine evrildi. |
|
HALKIN
YOLU |
|
12
Mart sonrası, THKP-C ML adı ile anılan grup, Halkın Yolu dergisini çıkarak
siyasallaşma yolunda adım attı ve Kızıl Bayrak dergisi ile de illegal
yapılanmasını sürdürdü. Daha sonra THKP-C ML olan isimlerini Türkiye Köylü
İşçi Hareketi (TKİH) olarak değiştiler; ve TKİH ise daha sonra TKP/ML ile
birleşerek MLKP'ye evrildi. |
|
İŞÇİ
DEMOKRASİSİ |
1998, Troçkist DSİP'ten ayrılan bir grup. Yayınlar: İşçi
Demokrasisi |
|
İŞÇİ
PARTİSİ |
1992, Eski Maoist-Ulusalcı Doğu Perinçek çevresinin kurduğu SP kapatılınca, yerine
açılan parti. Yayınlar: Aydınlık - Teori - Bilim
ve Ütopya - Papirüs |
|
KOMÜNİST PARTİSİ-İNŞA ÖRGÜTÜ (KP-İÖ) |
1995, Eski Maoist-Stalinist Marksist Leninist Komünist Partisi'ni (MLKP) işçi hareketi
ile sosyalist hareketi birleştiremediği noktasında eleştirerek ayrılan
grubun 1990'lı yıllarda kurduğu parti. Yayınlar: Halkın Birliği |
|
KURTULUŞ
HAREKETİ |
|
THKP-C kökenli olan hareket, 1974 affı ile
salıverilen kadrolardaki Mahir Çayan tezlerininin çoğunu reddeden bir
gruptan oluşmuştur. Haziran 1976'da Kurtuluş Sosyalist Dergi (KSD) ile
faal hale geldiler; işçi kitlesi arasında örgütlenmeyi temel hedef olarak
saptamıştı. Kitleselleşen hareket 1980 darbesinde önemli ölçüde zarar
gördü, ve bu süreçte verilen ricat kararı ile anılmaktadır. İşçi sınıfı
içinde uzun soluklu bir çalışmayı hedef olarak saptayan gruptan 1982
yılında kendisine Kurtuluş Örgütü diyen bir grup ayrıldı. 1983 yılında
TKKKÖ'ye evrilen, ancak 1985'de aldığı darbelerle oldukça zayıflayan grup,
etkinliğini daha çok Yeni Öncü dergisi etrafında sürdürdü ve BSA, BSP ve
ÖDP içinde bulundu. |
|
KURTULUŞ
ÖRGÜTÜ |
|
1982 yılında KSD'den kopan grup, Stalinizm karşı tutumu ile
Troçkist bir yapıya dönüştü. 1984 yılında Sosyalist İşçi ismi ile
yayınlanan dergi etrafında faal olan grup, 25 Nisan 1997'de Devrimci
Sosyalist İşçi Partisi'ni (DSİP) kurdu. |
|
LENİNİST
GERİLLA BİRLİĞİ |
|
1990 yılında TKEP'den kopan TKEP/L'nin askeri
organizasyonu. |
|
MARKSİST İŞÇİ BİRLİĞİ (MİB) |
|
Troçkist |
|
MARKSİST LENİNİST KOMÜNİST PARTİSİ
(MLKP) |
1995, Stalinist TKP/ML-Hareketi, TKİH, TKP/ML(YİÖ) birleşmesi ile ortaya
çıktı. Yayınlar: Partinin Sesi - Yaşamda
Atılım |
|
MARKSİST LENİNİST SİLAHLI
PROPAGANDA BİRLİĞİ (MLSPB) |
1975, Radikal Sol THKP-C kökenli ve Mahir Çayan tezlerini savunan örgüt, 1975'te
kuruldu. THKP-C'nin 12 Mart yenilgisini örgütsel bir yenilgi olarak
nitelendiren grup, silahlı propagandayı temel alan bir örgütlenmenin
aciliyetini savunuyordu. İçinden THKP-C Savaşçıları, Çayan Sempatizanları,
Eylem Birliği gibi örgütler ayrışan MLSPB sansasyonel eylemler yaptı. 1980
darbesini takiben örgütün üst düzey yöneticisi Şemsi Özkan'ın itirafçılığı
nedeni ile örgüt büyük ölçüde çökertildi. Yayınlar:
Barikat |
|
MÜCADELEDE
BİRLİK |
|
THKO kökenli bir hareket, 12 Mart'ta cezaevi dışında kalan
kadroların THKO ile hesaplaşması sonucu ortaya çıktı; Halkın Kurtuluşu ile
birleşim sonraların TKEP'ni ortaya çıkardı. |
|
ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA PARTİSİ (ÖDP) |
1996, Radikal Sol 23 Ocak 1996'da kurulan parti, farklı mücadele ve örgütlenme
geleneklerine sahip olan grupları kitlesel bir sol parti sloganı altında
biraraya getiren bir yapılanma içinde oluştu. Halen parti varolan çeşitli
platform ve gruplar şunlardır: * Emek ve Demokrasi
Grubu; eski TKP, TİP, TSİP üyelerinin birlikteliği ile oluşan Geniş
Açı Grubu’nun kendisini feshettikten sonra Yeniden-Dev Yol, ya da diğer
adıyla ‘Özgürlükçü Sol’ çevresi ile birleşmesi sonucunda
doğmuştur. * Ekmek ve Gül Platformu; Yurdaer Erkoca’nın temsil
ettiği ‘Sosyalist Alternatif’ ile Kenan Kalyon’un da içinde yer aldığı
‘Emek’ ve Hikmet Kıvılcımlı’nın tezlerinin savunucusu bir grup olan
Toplumsal Özgürlük’ün birleşmesi ile meydana gelmiş. ÖDP kurucularından
Ertuğrul Kürkçü de bu platformun üyesi. Ekmek ve Gül Platformu, ÖDP’deki
‘merkezi hattı’, başka bir deyişle çoğunluk grubunun egemen hattını,
partinin kendi gelişiminin önünde bir sorun olarak görüp, ‘parti içi
yaşamın yeniden harmanlanması ve parti içinde geçmiş aidiyetlerin
yarattığı particiklerin ortadan kalkması için’ ÖDP’yi yeniden kurma
çağrısında bulunuyor. * Sosyalist Eylem Platformu (SEP); Sungur Savran’ın
içinde olduğu ‘Sosyalizm’ çevresi ile ‘Kurtuluş’ ve ‘Sosyalist Demokrasi
için Kurtuluş’ gruplarının birlikteliği ile oluşmuş. SEP, ÖDP’nin,
örgütlenme omurgası işçi ve emekçilere dayandırılmadan ve işyerleri temel
alınmadan emek eksenli devrimci bir parti olamayacağını
vurguluyor. * Sosyalist Politika (SP); Metin Çulhaoğlu’nun temsil
ettiği ve Kongre’ye ‘Sosyalizm ve Parti’ adı ile tek başına çıkan bir
platform. SP, ÖDP’nin kuruluş öncüleri ve felsefesi olarak tarif ettiği şu
yaklaşımları benimsemediğini ve eleştirdiğini söylüyor: “Gümrük Birliği’ne
sıcak bakış, ‘yurttaş’ bilinci ile neredeyse sınıfsızlığa açık bir garip
‘sosyalizm’, karşılığını bireylerin özgürleşmesinde bulan ‘özgürlükçülük’,
özelleştirme pisliğine karşı ‘özerkleştirme’ saçmalığı vb. ikircikli
tutumlar, reel sosyalizm deneylerinden en yanlış sonuçların çıkarılması ve
neredeyse burjuva egemen ideolojinin kutsanması, her tür karşıtlıkta
‘üçüncü yol’ kolaycılığı, tembellik hakkı söylemi, parti olmayan parti
söyleminin iç boşaltıcılığı” vs.. . Bu grup
ve platformların yanında Masis Kürkçügil’in içinde yer aldığı ‘Yeniyol’,
Dev Yol’dan kopmuş ‘Hareket’ ve ‘Devrimci Sosyalist Yön’ gibi birçok grup
da ÖDP içinde çalışıyor. Yayınlar:
Özgürlük. |
|
SİLÂHLI PROPAGANDA BİRLİKLERİ (SPB) |
|
DHKP/C''nin askeri organizasyonu. |
|
SOSYALİST ALTERNATİF |
Troçkist Yurdaer Erkoca'nın temsil ettiği grup, ÖDP içinde "Ekmek ve Gül
Platformu"nda yer almaktadır. Yayınlar:
Sosyalist
Alternatif |
|
SOSYALİST
BİRLİK |
|
12 Eylül sonrası kurulan ilk parti olan Sosyalist
Parti içindeki ayrılık sonucu doğan grup ve aynı adlı dergi. Halil
Berktay, Gün Zileli, Oral Çalışlar, İlkay Demir, Oktay Kutlu, Necmi Demir,
Kamil Aslantürkoğlu, Yavuz Alagon, Atilla Aytemur gibi isimlerin bulunduğu
grup Perinçek'i eleştirerek, SSCB'nin sosyal emperyalist olarak
görülmesine karşı çıktılar, ancak uzun soluklu bir oluşum
yaratamadılar. |
|
SOSYALİST DEVRİM PARTİSİ (SDP) |
|
Mehmet Ali Aybar, Cenan Bıçakçı, Uğur Cankoçak, Kemal
Nebioğlu çevresi tarafından 1975 yılında kurulan Sosyalist Parti'nin yeni
ismi. Özellikle sosyalist mücadelede bürokratizme karşı çıkan SDP, 12
Eylül ile beraber kapatıldı, 1995 yılında ise devamı olan SDP kendisini
feshederek GBK sürecine katıldı. |
|
SOSYALİST İKTİDAR PARTİSİ - KOMÜNİST
PARTİ (SİP) |
1993, Komünist 1993'de kurulan yasal parti (tasfiyeler ve ayrılmalardan
sonra kalan STP'liler). Yayınlar:
Sosyalist İktidar Komünist - Düşünce ve Eylem |
|
SOSYALİST PARTİ (SP) |
|
Doğu Perinçek çevresi tarafından 1 Şubat 1988'de kuruldu; Ferit
İlsever'in başkanlığını yaptığı parti anayasa mahkemesi tarafından
kapatılanca İşçi Partisi'ne dönüştü. |
|
SOSYALİST POLİTİKA |
ÖDP içinde faal olan grup. Yayınlar: Sosyalist Politika |
|
SOSYALİST TÜRKİYE PARTİSİ (STP) |
|
Eski TİP yöneticisi Metin Çulhaoğlu çevresi tarafından 1990'ların
başlarında kurulan parti, anayasa mahkemesi tarafından kapatılanca SİP adı
ile yeniden kuruldu; bir kısmı önce BSP'ye, sonra da ÖDP'ye
katıldı. |
|
TOPLUMSAL
ÖZGÜRLÜK PLATFORMU |
|
Kıvılcımlı'nın tezlerini savunan, ÖDP içinde "Ekmek ve Gül
Platformu" içinde yer alan grup. |
|
TÜRKİYE BİRLEŞİK KOMÜNİST PARTİSİ (TBKP) |
|
TİP ile SBKP'ne yakınlığı ile bilinen TKP'nin 7 Ekim
1987'de birleşmesi ile oluşan parti. TİP genel başkanı Nihat Sargın'ın
genel başkanlığa, TKP genel başkanı Haydar Kutlu'nun ise genel
sekreterliğe getirildiği parti Anayasa Mahkemesi tarafından
kapatıldı. |
|
TÜRKİYE DEVRİM PARTİSİ (TDP) |
Radikal Sol, 1978 1986 yılında TKP/B'nin kendini fesh etmesi ile kurulan illegal
parti, demokratik devrim hedefi çerçevesinde oluştu. Yayınlar:
Hedef |
|
TÜRKİYE DEVRİMCİ KOMÜNİST PARTİSİ (TDKP) |
1980, Eski Maoist - Stalinist THKO ve HK geleneğinden gelen kadroların 2
Şubat 1980'de İzmir kongresi ile kurdukları illegal parti, işçi sınıfına
dayandığını açıklayarak, THKO'yu küçük burjuva bir hareket olarak
değerlendiriyordu. 1975'te oluşmaya başlayan bu muhalif hareket, 1978'de
TDKP-İnşa Örgütü süreci sonucunda kurumsallaştı. Yukarıdan aşağıya
örgütlenme içinde katı disiplin prensibini işleten parti, Türkiye Genç
Komünistler Birliği adlı bir gençlik örgütlenmesine gitti. 1975-80
arasında kitlesel bir destek oluşturan grup, 1980'e kadar Parti Bayrağı
isimli bir dergiyi çıkarıyordu. İllegal olarak ise Devrimin Sesi ve Yoldaş
isimli dergileri yayınlayan parti, Ulusal Demokratik Halk Devrimi teorisi
ile proleterya diktatörlüğünü hedefliyordu, uluslararası alanda ise
Arnavutlık Emek Partisi'ne yakın bir çizgi izliyordu. SSCB'ni sosyal
emperyalist olarak nitelendiren TDKP, Stalin sonrası tüm SSCB liderlerini
revizyonist olmakla suçluyordu. Halen yasal zeminde varolan EMEP'in
kadrolarını oluşturmaktadır. Yayınlar: Devrimin Sesi. |
|
TÜRKİYE DEVRİMİNİN YOLU
(TDY) |
|
THKO'nun kurucularından ve 1972'de idam edilen Hüseyin İnan'ın HK
tarafından eleştirilmesi sonucu, 1975 yılında HK'ndan kopan grup sınırlı
etki alanı yaratabildi. |
|
TÜRKİYE EMEKÇİ PARTİSİ
(TEP) |
|
Mihri Belli çevresi tarafından 1975'te kurulan ve Emekçi isimli bir
dergi çıkaran parti, etkisiz kalan bir parti oldu. |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ ORDUSU
(THKO) |
|
4 Mart 1971'de bir deklarasyon ile kurulan THKO,
1960'ların toplumsal mücadelesi sonucunda aşağıdan yükselen bir örgüttü.
Kurucuları arasında yer alan Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Cihan Alptekin,
Ömer Ayna, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil, Teslim Töre, Hacı Tonak, Mustafa
Yalçıner, Kadir Manga, Alpaslan Özdoğan, Nahit Tören, Fevzi Bal, Yavuz
Yıldırımtürk gibi gençlik ve köylü önderleri bulunuyordu. İnançlılık ve
iyimserlik havası içinde teorik katkıları sınırlı olan grup, kısa sürede
yaptıkları sansasyonel eylemlerle adlarını duyurdular. 12 Mart sonrası
HK-TDKP ve Mücadelede Birlik-TKEP ayrışması yaşayan THKO eylem çizgisi
nedeni ile eleştirilen bir yapı olarak anılmaktadır.
-
THKO |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİ-CEPHESİ (THKP-C) |
|
Mahir Çayan önderliğinde kurulan parti; devrimin, ancak
silahlı bir mücadele yoluyla gerçekleşebileceğinin altını net bir teorik
altyapı ile çizen ilk harekettir. Kadroları 1960'larda FKF ve TİP içinde
yetişmiş, ve MDD görüşlerini sol içinde aktif olarak savunmuş kişilerden
oluşuyordu. Mahir Çayan, Ulaş Bardakçı, Ertuğrul Kürkçü, Yusuf Küpeli,
Münir Ramazan Aktolga, İrfan Uçar, Hüseyin Cevahir gibi gençlerin
aralarında bulunduğu kadro, 1969 yılında bir grup üniversiteli öğrencinin
TİP ve Dev-Genç'in çerçevesini belirlediği mücadeleyi reddetmeleri ve
illegal bir yapılanın gerekliliğini ortaya koymaları ile şekillenmeye
başladı. 1970 yılı sonbaharında Ankara'da resmileştirilen oluşum, Kurtuluş
dergisini çıkartmaya başladı, ve bu nedenle de Kurtuluşçular olarak
anılmaya başlandı. Şehir gerillası oluşumunu hedefleyen grup, bu çerçevede
ses getiren eylemler yaptılar. Nisan 1971'de THKP-C'nin resmen kurulduğunu
sansasyonel bir eylemle kamu oyuna açıklamaya karar veren grup, İsrail
Başkonsolosu Efraim Elrom'u kaçırdı. Görüşmeler olumsuz sonuçlanıp, Elrom
öldürülünce, örgüt üzerine yoğun bir operasyon başlatıldı, kadroların çoğu
yakalandı, dışarıda kalan grup üyeleri ise bir hesaplaşma içine girdiler.
Mahir Çayan'ın hapisten kaçışını Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga'nın
partiden ihracı izledi, ardından kır gerillası oluşturarak Deniz Gezmiş ve
arkadaşlarının idamlarını engellemek için eylem kararı alındı. 30 Mart
1972'de Kızıldere'de çatışma sonucu öldürüldüler. İçinden Devrimci Yol,
Kurtuluş, Acilciler, MLSPB, Üçüncü Yol Eylem Birliği gibi pek çok sol grup
çıkan THKP-C, sol fikri düzleme büyük bir teorik katkı
sağlamıştır. |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ - DEVRİMCİ
SOL (THKP/C - Dev
Sol) |
1993, Radikal Sol
Dev-Sol'dan 1993'teki ayrışma sonu
kopan grup. Yayınlar: Devrimci
Çözüm |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ PARTİSİ-CEPHESİ MARKSİST
LENİNİST (THKP-C
ML) |
|
Diğer
adı Halkın Yolu'dur. |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ
PARTİSİ-CEPHESİ SAVAŞÇILARI (THKP-C
S) |
|
THKP-C
kökenli olan ve Çayan görüşlerini savunan grupların oluşturduğu MLSPB'den
kopan küçük ve etkisiz bir örgüt. |
|
TÜRKİYE HALK KURTULUŞ
PARTİSİ-CEPHESİ X (THKP-C
X) |
|
12
Mart'tan çıkışta THKP-C'nin ideolojik ve teorisine sahip çıkan
üniversiteli öğrenci grubu daha sonra Acilciler, Eylem Birliği ve MLSPB
olarak bölündü. |
|
TÜRKİYE İHTİLALCİ İŞÇİ KÖYLÜ PARTİSİ (TİİKP) |
|
Doğu
Perinçek çevresi tarafından 1971'de kuruldu. TİP içindeki tartışmalarda
MDD tezleri savunan; Doğu Perinçek, Cüneyt Akalın, Ömer Madra, Bora Gözen,
Hasan Yalçın, Halil Berktay, Gün Zileli, Oral Çalışlar, İbrahim
Kaypakkaya, Atıl Ant, Ferit İlsever, Nuri Çolakoğlu gibi isimlerin
arasında bulunduğu grup, İşçi Köylü ve Aydınlık dergileri çevresinde
şekillendi. Kurulma kararı Mayıs 1969'da alınan illegal parti, silahlı
mücadele konusunda bölünmeler yaşadı. Önce Garbis Altınoğlu, sonra da
İbrahim Kaypakkaya silahlı mücadele konusunda oluşan fikir ayrılığı
sonucunda partiden ayrıldılar. Uluslararası saflaşmada Çin KP'nin
görüşlerini benimseyen TİİKP, mücadelenin kırlardan kente doğru ve
iktidarın parça parça ele geçirilmesi ile başarılı olacağını savundu. 12
Mart sonrası Şafak isimli illegal dergi çıkarmaya başlayan parti, hızla
toparlanmayı başardı. Halkın Sesi isimli dergi çevresinde varlığını devam
ettiren TİİKP, 1977'de ilk kongresini topladı; ancak parti devamlılığına
rağmen kitleselliğe ulaşamadı. Kurdukları TİKP ile legal mücadele içine
giren Aydınlıkçılar üzerinde hep tartışılan bir parti
oldular. |
|
TÜRKİYE İHTİLALCİ KOMÜNİSTLER BİRLİĞİ (TİKB) |
1977, Eski Maoist 1979'da
kurulan illegal örgüt, Dev-Genç kaynaklı, AEP ve ÇKP'ne yakın olan, MDD
saflarında yer alan bir kesimce şekillenmişti. 12 Mart sonrası Halkın
Kurtuluşu ile birleşen çevre, 1977'de bu gruptan ayrıldı. Aktan İnce
önderliğinde kurulan grup, AEP'ne yakınlığı ile tanınır. 1980 sonrası
savaş kararı alan örgütün pek çok üyesi öldürüldü, Orak Çekiç isimli bir
illegal yayın çıkarmaktadır. Yayınlar: İhtilalci Komünist - Orak
Çekiç - Devrimci Proletarya - Alınterimiz - Devrimci Proleter Gençlik - Emekçi Memur -
Öğrenci Birliği. |
|
TÜRKİYE İHTİLALCİ KOMÜNİSTLER BİRLİĞİ
- BOLŞEVİK (TİKB-B) |
Radikal Sol
TİKB'nden ayrılan bir grup. Yayınlar: Devrimci Duruş |
|
TÜRKİYE İŞÇİ KÖYLÜ PARTİSİ (TİKP) |
|
TİİKP'nin legal bir uzantısı olarak 29 Ocak 1978'de kurulan
partinin genel başkanı Doğu Perinçek'ti. ÇKP yanlısı tutum izleyen
partinin günlük gazetesi Aydınlık'ta yayımlanan "Sahte Sol Dizisi",
partinin sol içi yapılanmalardan ve derneklerden tecrit edilmesine neden
oldu. 1980 darbesi ile kapatıldı. |
|
TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ (TİP) |
|
13
Şubat 1961'de kurulan partinin kurucuları arasında Rıza Kuas, Şaban
Yıldız, Kemal Nebioğlu, İbrahim Güzelce, Kemal Türkler bulunuyordu.
1964'de Mehmet Ali Aybar'ın genel başkanlığa seçilmesi ile sosyalist
yelpazeye açılan parti, 1965 seçimlerinde 15 milletvekili çıkarmayı
başardı. 12 Mart'ta kapatılan TİP, Behice Boran tarafından Nisan 1975'te
tekrar kuruldu. Etkisiz kalan TİP 1980 darbesi ile kapatıldı. Behice
Boran'ın ölümü ile Nihat Sargın başa getirildi, TİP daha sonra TKP ile
birleşerek TBKP adını aldı. |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST EMEK PARTİSİ (TKEP) |
1980, Komünist
THKO'dan gelen
grup halen ÖDP içinde aktiftir. |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST EMEK
PARTİSİ/ LENİNİST
(TKEP/L) |
1990, Komünist TKEP'yi pasifist ve sağcı
bulan bir grubun ayrılarak 1 Eylül 1990'da kurduğu illegal parti, devrim
için askeri yapılanmanın aciliyeti konusunda örgütlenmeyi
amaçlamaktadır. Yayınlar: Devrimci Emek - Devrim İçin Mücadele Birliği - |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST İŞÇİ HAREKETİ (TKİH) |
|
Diğer
adı Halkın Yolu'dur. |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST İŞÇİ PARTİSİ (TKİP) |
1998, Eski Maoist-Radikal Sol TKİP/Ekim tarafından
kuruldu. Yayınlar: Ekim - Kızıl
Bayrak - Ekim Gençliği
|
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ (TKP) |
1980, Komünist 10 Eylül
1920'de Bakü'de kuruldu. 1970'lere kadar yurtiçinde fazla etkinliği
olmadı. İsmail Bilen'in genel sekreterliğe getirilmesi ile örgütlenme
faaliyetlerine hız veren TKP, 1979'da bölündü. İngiltere kadroları İşçinin
Sesi dergisi etrafında örgütlenerek, SKBP'ne yakın bir çizgi izleyen
TKP'yi pasiflikle suçladı. 1988'de TİP ile birleşerek TBKP adını aldı.
1973'te çıkmaya başlayan Atılım dergisi illegal olarak
yayınlanıyordu. Yayınlar: İşçinin Sesi |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ/BİRLİK (TKP/B) |
|
1972 yılında TKP/Reorganizyon adı ile kuruldu, legal
destek bağlamında ilişkilerinin geliştiği TSİP ile birlikteliklerini,
TSİP'in legalizm batağında pasifleştiği suçlaması ile sona erdirdiler ve
TKP/B adını aldılar. Başında İbrahim Seven'in olduğu grup Hikmet
Kıvılcımlı'nın tezlerine yakın bir çizgi izliyordu. 1986 yılındaki ikinci
kongresinde yani açılımlar yaratmak amacı ile kendisini fesh etti ve
TDP'ye dönüştü. 1989'daki 3.Kongre'de ise İbrahim Seven liderliğindeki bir
grup ayrılarak DKP'yi kurdular. |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST
PARTİSİ/ MARKSİST-LENİNİST (TKP/ML) |
1972, Maoist
1972 yılında
Aydınlık grubundan ayrılan İbrahim Kaypakkaya çevresi tarafından kuruldu.
Mao'nun yolundan gidilerek Kır Gerillası'nın örgütlenmesini ana hedef
olarak seçen grup, Tunceli kırsalında faaliyetlerde bulundu, etkinliği
hala sürmektedir. Devrim için kurulacak olan Kızıl Ordu'nun genç ve
yetişmiş insanlara olan ihtiyacını karşılamak için Türkiye Marksist
Leninist Gençlik Birliği (TMLGB) adlı gençlik teşkilatı oluşturuldu.
TKP/ML'den Halkın Birliği, Mücadele Bayrağı, Kurtuluş Yolu, Doğu Anadolu
Bölge Komitesi (DABK) gibi gruplar ayrıldı. Yayınlar: Partizan - İşçi
Köylü Kurtuluşu - Özgür
Gelecek |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ
(MARKSİST-LENİNİST)
[TKP(ML)] |
1994, Maoist
TKP/ML'den ortaya çıkan grup (DABK
kaynaklı). Yayınlar: İşçi Köylü Kurtuluşu -
Devrimci Demokrasi - Öncü Partizan |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST
PARTİSİ/ MARKSİST-LENİNİST
(MAOİST PARTİ MERKEZİ) [TKP/ML (Maoist Hareket Merkezi)] |
1987, Maoist TKP/ML'den ortaya çıkan grup. Yayınlar:
İktidara |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ/ MARKSİST LENİNİST
HAREKETİ (TKP/ML
H) |
|
1973 yılında TKP/ML ilişkilerini tekrar toparlamak
amacı ile başlatılan TKP/ML Koordinasyon Komitesi'ndeki ayrışma sonucu
oluşan grup, Halkın Birliği etrafında toplandı. Üç Dünya Teorisi
etrafında, sosyal faşizm vurgusu ile kitle çalışmasına ağırlık vermeyi
hedefleyen grup, Haziran 1977'de partileşme sürecini kabul ederek TKP/ML
Hareket'i kurdu. Tunceli, Kahramanmaraş ve Malatya'da etkin olan grup,
tabanlarının Aydınlıkçılara kayması ile giderek etkisizleşti ve 1980
darbesi ile tamamen dağıldı. |
|
TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ - KIVILCIM (TKP - Kıvılcım) |
1989, Komünist Sosyalist Vatan Partisi'nden ayrılanlarca
kuruldu. Yayınlar: Kıvılcım - Zafere Kadar Direniş -
Widerstand - Yol |
|
TÜRKİYE SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ (TSİP) |
1993, Komünist 12 Mart
sonrası kurulan ilk sosyalist parti olan TSİP, TİP'i solu birleştirememek,
toplumsal muhalefetin ihtiyaçlarına yanıt verememek ve pasifizm ile
suçladı. Demokratik Halk İktidarı hedefi ile yola çıkan TSİP; Sovyet
yandaşlığı ile tanınsa da, TKP'yi de Sovyet şablonculuğu suçlaması ile
reddediyordu. Partinin Hikmet Kıvılcımlı'nın çizgisini terk ettiğini
söyleyen Demir Küçükaydın grubunun Vatan Partisine katılması ile başlayan
bölünme, yönetici kadronun bir kısmının da TKP'ye geçmesi ile devam etti.
1978'de ise TSİP'i illegal bir kanadın yönetmesi gerektiğini söyleyen
TKP/B'nin ayrılması ile parti iyice zayıfladı. Bu süreç parti içi
muhalefetin güç kazanıp partinin yayın organı Kitle'yi ele geçirmesi ile
sonuçlandı. 1980 darbesi ile kapatılan parti, 1993'te Turgut Kolçak'ın
genel başkanlığında yeniden kuruldu. Şubat 1979 ile Eylül 1979 arasında
toplam 30 sayı yayınlanan Birlik yayınına sahiptirler. Yayınlar: Kitle |
|
TÜRKİYE'DE MARKSİST-LENİNİST PARTİ |
1980, Stalinist 1980'de
TKP/ML Spartaküs olarak kuruldu. Yayınlar: Spartaküs - Bilimsel Komünizm Sancağı
Altında |
|
ÜÇÜNCÜ
YOL |
|
THKP-C
kökenli olan grupları ve özellikle de Dev-Yol ve Dev-Sol'u birleştirmeyi
hedefleyen grubun aldığı ad. Şehir gerillası temelinde örgütlenen
kadrolarının büyük bir kısmının subay olması ile dikkat
çekti. |
|
VATAN
PARTİSİ |
|
Hikmet
Kıvılcımlı'nın görüşlerini savunanlar tarafından 21 Ocak 1975 tarihinde
kurulan parti, 1957'de Kıvılcımlı tarafından kurulan partinin yeniden
canlandırılmasını hedefliyordu. Etkisiz olan partiden, silahlı mücadele
gerekliliği saptaması ile ayrılan bir grup Mehmet Özler liderliğinde
Sosyalist Vatan Partisi (SVP)'ni kurdu. |
|
YENİ
YOL |
Troçkist ÖDP içinde yer almaktadır. Yayınlar: Yeni
Yol |
|