Ana Sayfa İrtibat Sık Kullananlara Ekle Sitemizin Tanıtımına Katkıda Bulunun Biz Kimiz ? İlkelerimiz
 SOSYALİSTLERE  ÇAĞRI 

                                     AYET VE HADİSLERİN IŞIĞINDA İSLAM

    ADALET:  " ALLAH ADALETİ, İYİLİĞİ,YAKIN VE AKRABAYA YARDIMI EMREDER . "NAHL: 90 ,NİSA: 58, MAİDE: 8
    HÜMANİZM :" İNSAN YARATIKLARIN EN ŞEREFLİSİDİR."İSRA: 70. HER İNSANIN ( MÜSLÜMAN-KAFİR); CAN,MAL,NAMUS,AKIL VE DİNLERİNE SALDIRI YASAKTIR.
   EŞİTLİK :HER İNSAN ALLAH'IN HUZURUNDA KUL'DUR ; IRK,SINIF,CİNS,MAKAM  AYIRIMI YASAKTIR , "ÜSTÜNLÜK SADECE TAKVADADIR."
   BARIŞ:İSLAM'IN KELİME ANLAMI BARIŞ'TIR.BAKARA: 208,ENFAL: 61
   FAİZ: " ALLAH FAİZİ HARAM KILMIŞTIR."BAKARA :275
    " KOMŞUSU AÇ  İKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR " HADİS-İ ŞERİF
    "İNSANLARIN MALLARINI HAKSIZ YERE YEMEYİN,ALTIN VE GÜMÜŞLERİ YIĞMAYIN..." HAŞR:7,TEVBE :34
   FİKİR HÜRRİYETİ:" DİNDE ZORLAMA YOKTUR." BAKARA:256,KAF:45,ĞAŞİYE:21
    İŞÇİYE HAKKINI ALIN TERİ KURUMADAN VERİNİZ ." HADİS-İ ŞERİF
    SOSYAL DAYANIŞMA :ZEKAT,KURBAN,SADAKA,FITIR,KOMŞU HAKKI...
    ORUÇ:AÇIN HALİNİ ANLAMA DENEYİMİ
     BATI EMPERYALİZMİ İLE  MÜCADELE EDEN İSLAMİ KESİM
    AYRICA DİNLER ÖZLERİ İTİBARİ İLE BİRER DEVRİMDİR: 
     HZ. İBRAHİM,AKLIN TAKLİDE KARŞI DEVRİMİDİR. HZ. MUSA, ÖZGÜRLÜĞÜN , HADDİ AŞMA VE İSYANA KARŞI DEVRİMİ TEMSİL EDER.   HZ. İSA RUHUN MADDEYE KARŞI; HZ. MUHAMMED , FAKİRLER VE EZİLENLERİN EZENLERE VE ZENGİNLERE KARŞI DEVRİMİ SEMBOLİZE EDER.

   İSLAMCILARLA SOSYALİSTLER BERABER HAREKET EDEMEZLER Mİ? EFENDİM İRAN İSLAM DEVRİMİNDE BERABER HAREKET ETTİLER AMA SONRA ONLARI ŞERİATÇILAR  İKTİDARDAN UZAKLAŞTIRDI...  AYNI ŞEYİ MISIR'DA DA SOSYALİSTLER İSLAMCI - İHVAN-İ MÜSLİMİN - CEMAATE YAPTI ; HAPSETTİ ,İŞKENCE ETTİ, İDAM ETTİ...  ŞİMDİ NE YAPILABİLİR ONU DÜŞÜNELİM...!

                                                 İSLAM - SOL  BİRLİKTELİĞİ

                           

      

   Mehmet Bekaroğlu, Refah Partisi'nden 21'inci dönem Rize Milletvekilliği yaptı. Ancak parti içinde F tipi cezaevleri ve insan hakları konularındaki hassasiyeti ile dikkat çekti ve zaman zaman partiye ters düştü. Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Prof. Bekaroğlu psikiyatri doktoru.1992-94 yıllarında CHP Genel Sekreterliği'ni yapan Ertuğrul Günay, eleştirdiği için 2004'te partisinden ihraç edildi. Mahkeme kararı ile geri döndü ancak sonra yine partiden çıkarıldı. 26 yaşında CHP Ordu İl Başkanı olan ve 29'undayken, yaşını 1 yıl büyüterek Meclis'e giren Günay, halen avukatlık yapıyor.Müslüman sol kışkırtıcı.... Karşıtlıklar üzerinden mi siyaset yapacaksınız?
Günay: Biz kendimizi herhangi bir şekilde isimlendirmedik. Bizi yan yana görenler bu nitelemeyi yaptı. Biraz provokatif bir niteleme bu. Biz siyasette yola çıkarken bir din terimiyle ya da kaskatı ideolojik bir tavırla kendimizi betimlemeyi doğru bulmuyoruz.
KİMLİKLERİ TEMEL ALMAYACAĞIZ
Yani Müslüman sol demeyelim mi?Günay: Hayır, bu daraltıcı bir terim. Biz diyoruz ki, bu ikisi birbiriyle iç içedir, yan yana omuz omuza olabilir ama biz ideolojik kimliklerin, çağrışımlarının peşinde değiliz. Hem Müslüman hem solcuların sempatisini kazanmak için işin kolayına kaçmayız.Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?Bekaroğlu: Ben de Müslüman'ım Ertuğrul Günay da. Kararlarımı verirken Müslüman kimliğimi öne çıkaran bir insanım. Ama aynı zamanda topluma yönelik olarak özgürlük ve adaleti savunuyorum. Bunları devletin sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Ertuğrul da öyle. Biz bunları sağlayacak siyasi bir yapının içinde olacağız.Peki neden Müslüman sol demeyelim?Bekaroğlu: Çünkü o zaman bir sınırlama oluyor. Kendini Müslüman olarak tanımlamayanlar da bu hareketin içinde bulunabilir. Ermenisi de, ateisti de, Alivesi de bizimle olabilir. Biz kimliklerle uğraşmayacağız.Hareketinizin önderi kim?Günay: Önderimiz, fikirlerimiz. Bu bir kişi hareketi değil. Biz bir duruş sergilemeye çalışıyoruz. Anadolu'da bir söz vardır; 'yoksul evde kavga bitmez', diye. İşte biz ekmeği büyütüp, yoksulluğu azaltmak istiyoruz. Başka hangi öncelikleriniz var?Bekaroğlu: Çevre de ikinci önceliğimiz. Türkiye 25 yıl sonra kurak bir ülke haline gelebilir. Küresel ısınmanın en büyük bedellerini ödeyen ülkeler arasındayız. Bu Kürt tartışması ya da türban tartışması kadar önemli değil mi?Türkiye'nin Yeşilleri mi olacaksınız?Evet, Yeşil hareketten arkadaşlarımız var. Kurucuları da bizim hareketin içinde.
HALKA RAĞMEN DEĞİL
'Müslüman'ım ve aynı zamanda sol değerlere yakınım' diyorsunuz. Din iradesini Tanrı'dan alır, sol hareket ise halktan. Bu farklılık bir çatışma doğurmaz mı?Günay: Felsefe yaparsanız bu tür tartışmalar olur. Siyaset yaparsanız olmaz. Din dediğiniz toplumun inançlarıdır. Bu bir arka plan, bir çerçeve. Biz din alanında bir tartışma açmak istemiyoruz. Türkiye'de özgürlükçü, eşitlikçi, sosyal adaletçi düşüncelerin din alanına karşıtmış gibi gösterilmesinden rahatsızız. Bunun değişmesini istiyoruz. Biz bu toplumu halka rağmen değil, halkın içinden gelerek iyileştirmeye çalışıyoruz. Müslümanlık neden hep sağda gibi?Bekaroğlu: Türkiye'nin derdi bu zaten. 50'ler dünyada iki bloğun olduğu bir dönemdi. Türkiye de buradan etkilendi. Biz soğuk savaşın uzatmalarını oynuyoruz hala. O zaman sol, komünizm diye anlatıldı. Bunlar, materyalist ve inançsız diye takdim edildi. İslami çevreler sağ tarafa mevzilendirildi. Bu gün de aynı şekilde devam ediyor. Endonezya'daki öğrenci çatışmalarında 'Solcu Müslümanlar ve Sağcı Hıristiyanlar' terimleri kullanılırdı. Günay: Evet, Lübnan'da da öyle. Ama sonra bu terimler kalıpları bozuyor diye TRT değiştirdi. İşte biz de bu güne kadarki bölünmelerin yanlış ve talihsiz olduğunu söylüyoruz. Bekaroğlu: Boşluk var, onu gördük. 50 parti var, 51. kurup oyları alacağız demiyoruz. Biz türban, Türk-Kürt gibi sorunların asıl sorun olmadığını, asıl sorunun ekmeğin büyütülmesi olduğunu söyleyeceğiz
.  ( Akşam  18.12.2006 )

 

   Ertuğrul Günay ile Mehmet Bekaroğlu ortak parti kuruyor
  Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu ile eski CHP Genel Sekreteri Ertuğrul Günay, yeni bir siyasî hareket için kolları sıvadı. “Ezberi bozmak, kalıpları kırmak istiyoruz” diyen ikili, henüz ‘oluşum’ halinde olan birlikteliklerini siyasî partiye dönüştürmek için çalışmalarına hız verdi.Partileşme için sonbaharı bekleyen Bekaroğlu ve Günay, bir manifesto yayınlayarak kamuoyunun önüne çıkacak. Kurmay kadronun birlikte ilk görüntüyü vereceği manifestoda, Türkiye’nin temel sorunlarına yönelik yeni bir vizyon ortaya konulacak. Hareketin önemli aktörlerinden birisi de eski ANAP milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş. Oluşumun temelleri, Irak’ın işgali ve ABD’nin Ortadoğu politikasına yönelik karşı duruşuyla bilinen ‘Doğu Konferansı’ isimli organizasyonla atıldı. Konferansın aktif isimlerinden Milli Görüş kökenli Mehmet Bekaroğlu, daha sonra öncülüğünü yaptığı Siyasal Düşünce Platformu’nda (SDP) siyasetçi ve aydınları bir araya getirdi. Düzenli olarak toplanan platform üyeleri, mevcut siyasi partileri ve liderleri eleştiriyor. İç ve dış politikada farklı bir yaklaşımı benimsiyor. SDP’nin partileşmesine yönelik çalışmalar ise yeni başladı. Günay ve Bekaroğlu’nun öncülüğündeki bu girişimin altyapı çalışmaları sürerken, çoğunluğu “yeni yüzler” olan değişik kesimlerle de temaslar sürüyor. Bu ilginç siyasi oluşumun önemli aktörlerinden birisi de ANAP eski milletvekili Abdulbaki Erdoğmuş. Eski bir müftü olan Erdoğmuş, Refah Partisi’nde başladığı siyasete ANAP’ta devam etmiş, partiye geri dönmesi için büyük çaba gösterdiği Erkan Mumcu ile bir süre sonra anlaşmazlığa düşerek istifa etmişti...“Saadet’le olmuyor, AK Parti de olmadı.” diye düşünen önemli bir kesimin olduğunu savunan Bekaroğlu ise Türkiye’ye farklı ve yeni bir seçenek sunmak istediklerini anlattı. (Zaman : Temmuz 06)

                               Müslüman sol geliyor
   OH be!NİHAYET, "Müslüman eşittir sağcıdır" paradigması esaslı bir darbe yiyecek.Nihayet, "Bir Müslümanın solcu olması, sağcı olmasından evladır" anlayışı siyaset dünyasında yankı bulacak.Çünkü...Yılların CHP'lisi Ertuğrul Günay ile yılların İslamcısı Mehmet Bekaroğlu el ele verip, bir "Müslüman sol" hareket başlatıyor!
Sakın yanlış anlaşılmasın...Bu hareket, Şanar Yurdatapan'ın "Kızıl"ı, Abdurrahman Dilipak'ın "Yeşil"i temsil ettiği o "İkili hareket"e hiç mi hiç benzemiyor.Yani...Biri, "Ben solcu ve tanrıtanımazım ama pekala Abdurrahman'la oturup konuşabiliyorum", diğeri ise, "Ben İslamcıyım ama Şanar'ın şarabına karışmıyorum" tarzı mesajlar vermiyor.Günay ile Bekaroğlu ikilisinin farkı şurada:İkisi de "Biz solcuyuz" diyor. İkisi de "Biz Müslüman'ız" diyor. Hatta...Bekaroğlu, hem Müslüman olup, hem de solcu olunabileceğinin teorik çerçevesini çizerken, Ertuğrul Günay, hem solcu olup hem de Müslüman kalınabileceğinin teorik çerçevesini çizmekle meşgul. Yani...Birinin "Müslüman" tarafı, diğerinin "Sol" tarafı temsil ettiği bir hareket değil bu...Söz konusu olan "Farklı gibi görünen iki anlayışı" bir potada eritmiş iki siyasetçinin buluşması...Günay ve Bekaroğlu ile geçtiğimiz günlerde kahvaltıda buluştuk.İkisi de heyecanlı ama temkinliydi.Hemen bir siyasi parti oluşumuna gitmek yerine, bu yeni anlayışın nasıl bir yankı uyandıracağını görmek için zemin yoklaması yapma kararı almışlar.Bu doğrultuda çeşitli kesimlerle buluşup tartışıyorlarmış."Müslüman solcu" anlayışının, siyasete yansımasının anahtar kavramlarını şöyle sıralıyorlar:"Eşitlik, adalet, özgürlük."Bu üç temel kavramın İslam ile sol arasındaki hedef birliğini temsil ettiğini düşünüyorlar.Ardından da ekliyorlar:"Ne CHP solcu, ne AKP İslamcı... Bu iki parti de eşitlik, adalet ve özgürlük konusunda samimi ve ısrarcı değil."Bekaroğlu Che'den, Ertuğrul Günay Ali Şeriati'den söz ediyor.Ve her ikisi de "Türkiye'de sol sağdır, sağ soldur" diyen İdris Küçükömer Hoca'yı rahmet ve minnetle anıyor.
( Hürriyet :A. HAKAN 11 Aralık 2006)

   “Müslüman sol yakıştırmasına itibar etmiyor , Mehmet bekar oğlu .Kendilerini ideolojik kalıpları ile hareket etmeyeceklerini tekrar tekrar vurgulan bekaroğlu’ndan hareketin omurgasını oluşturan ilkeler hakkında net mesajlar aldım. Veraset rejiminden bahsederken “ortada kuyu var ,yandan geç” taktiğine itibar etmemesi  de dikkat çekici.Bu tür işlere hazırlananlar Ordu hakkında bir takım değerlendirmelerde bulunmak istediklerinde “ tevriye sanatı” na başvururlar…Bekar oğlu ise , lafı eğip bükmeden rejim üzerindeki ”ordu vesayeti”nden bahsediyor.Düşüncelerini açıkça dile getirmekten çekinmediği için çoğu politikacıdan  farklı olduğunu kabul etmek gerek …Söylemindeki “netliğin”  kendisini oldukça  farklı kıldığını belirtmeliyim.Hani…”dobra dobra denir ya”…”takiyye yönteminin bedel ödeme korkusundan dolayı ,adeta hayat tarzı haline geldiği bir ülkede yaşıyoruz .Her konuşan rejimin temel ilkelerine,laikliğe  bağlı olduğunu söylüyor…En azılı  din düşmanı bile aslında dine saygılı olduğundan bahsediyor…Bekaroğlu ise…Tekrar edeyim, en azından söylemi “net” olan bir simaBir Karadenizlinin,“ kürt  meselesi”nden  bahsetmesi.."( Vakit:S.Arsever:18.12.20)

    " ...Herkes solda birlik derken, eski CHP’li Günay, “Türkiye’nin birliğine bakalım.” diyor. Muhalefet tepkisel milliyetçiliğe oynuyor; gerçekçi bir millilik, yani Türkiye’nin haklarını savunucu milli bir duruş söz konusu değil.CHP ile MHP böyle bir çizgiye oturttu siyaseti.Bu partiler zaten özgürlük, eşitlik, sosyal dayanışma gibi evrensel anlamdaki sol değerleri savunmuyor. Bizdeki sol isimli partilerde daha çok özgürlük, eşitlik ve dayanışma tartışması yok. statükoyu koruma var. Laiklik elden gidiyor, cumhuriyet elden gidiyor!? Ekmek kaç para? İnsanlar evlerine ekmek götürebiliyor mu? Hastane kapısındakilerin sorunu var mı, parasızlar eğitimden yararlanabiliyor mu? Hayır. Bunlar konuşulmadan solda yapılan bütün tartışmalar büyük bir akıl karışıklığıdır. Solun laiklik ve cumhuriyeti kurtarmaktan başka işi yok mu?Solun yeni siyasi program tartışmasında Türkiye’deki kavram ve değerlere yeniden bakması gerekiyor. Eğer sol gerçekten Latin Amerika’da, Avrupa’da olduğu gibi geniş halk kitleleri için daha çok özgürlük, gelir ve hayatın her alanında adalet diyecekse, toplumdaki yerini yeniden gözden geçirmeli..." (Aksiyon : 04.12.2006 )

 

 

 

                                                         Nabız mı ölçüyorlar?
Mehmet Bekâroğlu ile Ertuğrul Günay’ın başını çektiği Yeni Siyaset Girişimi’nin davetine icâbet... Otel salonunda, yüz elli kişilik bir topluluk...
" .. Aralarında, Ayhan Bilgen, Hayri Kırbaşoğlu, Ercüment Ege gibi birkaç bildik isim var...Çoğu, medyanın gündemine hiç gelmemiş...Mütevazı bir ekip...Bekâroğlu ve Günay’a, kurucular arasında “ağır top”lardan birkaçının bulunmuyor olmasının sebebini sorduğumuzda... “Bugüne kadar siyasette hep aynı tipleri gördük...Yeni yüzler ve kabiliyetler geliyor siyasete... Alışılmış, kanıksanmışın dışında yepyeni insanlar” karşılığını alıyoruz...Doğru...“Ağır top”lardan gına gelmişti!..Geçen hafta yazmıştım;Bugüne kadarki siyasi oluşumların tamamından farklı bu...İlginç bir havası var, yerleşik kalıpların tamamının dışında...Sanki...Nasıl desem;Biraz Refah, Saadet, Fazilet...Biraz AKP, DYP, ANAP...Biraz da HEP, CHP, DEP, HADEP...MHP, BBP bile var...Ya da...Hiçbiri yok...Öyle bir şey işte!.. Bildiğimiz ideolojik kalıplarla düşündüğünüz takdirde, siyasi yelpazenin herhangi bir tarafına oturtamıyorsunuz bu yeni hareketi...Deve değil, kuş değil, devekuşu hiç değil...Söylemine bakacak olursak...Öncelikle...“Siyasi yapıyı değiştirmekten” bahsediyorlar...Mevcut partileri “ayrım yapmaksızın” topa tutuyorlar...Tespitlerinden biri:“Türkiye’deki siyasi partiler, içlerinde hukuk, demokrasi, saydamlık olmayan birer derebeylik gibi!..Sorunları çözmeye çalışmak yerine, yapay ayrılıkların meydana getirdiği kutuplaşmalar üzerinden varlıklarını sürdürüyorlar. Toplumun üzerine çökmüş vesayet sisteminden şikâyetleri, demokratikleşmeye niyetleri yok... Sistemle bütünleşmiş görünüyorlar!..”Yeni Girişim’in temel yaklaşımı şöyle:“Partilerini yönetirken ‘vesayet sistemini uygulayan’ liderler, ülke üzerindeki ‘vesayet’i sona erdiremezler!..”Ya da...MHP, CHP gibi “Vesayet sisteminin bir parçası olarak görev ifa eden” partiler açısından düşünecek olursak...“Askeri vesayetin sona ermesini zaten istemezler!.,.”Yazıya, Yeni Girişim’in bütün partilerden “birer iz” taşıdığını ancak hiçbirine benzemediğini belirterek girmiştik, değil mi?..Mevcut partilerin ısrarla talep ettikleri ile asla razı olmadıkları bir arada...Mesela şu söylem:“Devletin görevi, bir kısım yurttaşların kimlik ve kişilik hakları üzerinde baskı oluşturmak, insanların isimlerine biçimlerine karışmak değildir. Devletin görevi; kişiler, gruplar ve bölgeler arasındaki her türlü haksızlığı, ayrımcılığı, adaletsizliği gidermeye çalışmaktır. Devletin kuruluşuna can veren yurttaşlarımızın kendi kimliklerini ifade etmeleri, dinlerini, kültürlerini geliştirmeleri ya da inançlarını özgürce yaşamaları tehlike işareti değil; bu toprakların zenginliğidir.Bu alanlarda korkulardan beslenen, inkârcı, tektipleştirici, ayrımcı, ayrılıkçı yaklaşımlar çözümleri kolaylaştırmaz. Aksine çözümsüzlüğe hizmet eder...”Burada çok açık bir şekilde iki önemli talebe işaret edilmekte...Bir tarafta, DEP, HEP, DEHAP gibi partilerin üzerinde ısrarla durdukları, “etnik farklılıklara” ilişkin talepler...Diğerinde ise...“Dindarların” ısrarla üzerinde durduğu “inanç alanındaki hak ve özgürlük talepleri.”Yeni oluşum, bu talepleri ‘haklı ve yerinde bulduğunu’ belirtmekle birlikte...Her iki gruptaki talepleri dile getiren partilerin, “Kimlikler üzerinden siyaset yaptıklarına” dikkat çekiyor...Ve...Mevcut partilerin tamamını, “sorunları çözmeye çalışmak yerine, yapay ayrılıkların meydana getirdiği kutuplaşmalar üzerinden varlıklarını sürdürmekle” itham ediyor...Doğrusunu isterseniz, bunun nasıl bir yapılanma olduğunu anlamak kolay değil...Teorileri yok da... Pratikleri var sanki...Bahsetmenin tam zamanı;Hareketin kurucularından Mehmet Bekâroğlu’ndan geçtiğimiz hafta kaleme aldığım bir yazıya ilişkin açıklama gelmişti...Orada...Bu “pratikten” ya da “proje”den bahis var...Hangi düşünce, vücut vermiş bu harekete?..Ve bu hareketin temelleri nerelerde?..Belki de şu cümlelerde:“Sevgili Arseven;3 Kasım seçimlerindeki ittifak görüşmeleri hakkında yazdıklarınız doğrudur. Ben o dönemde Saadet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı idim. Benim önerim, BBP-SP-HADEP ittifakıydı. Bana göre böyle bir ittifak seçim ittifakının ötesinde bir şeydi, büyük ve tarihi barış projesi anlamına gelirdi. Elbette bu bir fanteziydi. O gün bütün taraflara bunu anlattım, ama hiçbiri bunu yapmaya cesaret edemedi!..”Evet...Mehmet Bekâroğlu, SP Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde, BBP ve HADEP gibi bir arada düşünülmeleri dahi mümkün olmayan siyasi yapıların, Saadet çatısı altında seçime girmeleri için gayret sarf ettiğini açıkça dile getiriyor...Bu yeni hareket de...Öncelikle, bu üç siyasi partinin temsil ettiği dünya görüşlerinin birlikte var olabileceği ve ortak paydalarda birleşebileceği varsayımı (ya da projesi) üzerine inşa edilmiş herhalde...Kadrosunda, Mazlum-Der ve İnsan Hakları Derneği yöneticilerini bulunduruyor olması da dikkat çekici...Bu yeni hareketin yakın ve uzak vadede iktidar alternatifi olamayacağı belli de...“Milletin” ve “egemenlerin” nabzını mı ölçüyor ne!.."
(Serdar ARSEVEN: 22.12.2006 )