|
TÜRKİYE'DE SOL ... !
Bazı
yerleşik/geleneksel kabullerle (bazen de ahlak ve moral değerlerle) ters
düşüyorsanız; bazı darbelerin iyi, bazı darbelerin kötü olduğunu
savunuyorsanız; kendinizi "ötekileştirdiğiniz" insanlara göre
konumlandırıyorsanız ve bir kasta dahil ediyorsanız; sadece kendiniz gibi
düşünen, kendiniz gibi algılayan, kendiniz gibi üreten insanların hukukunu
gözetiyorsanız; halkı "adam edilesi ve aydınlatılası" cahil yaratıklar
olarak görüyorsanız solcusunuz... Bu mudur sol? Bu mudur solculuk?
Bu sol tanımının (algılamasının) bilimsel/epistemolojik değeri nedir?
Bence yazar, "sol" derken, bir sınıftan yahut ideolojik bir gruptan değil,
düpedüz bir "kast"tan söz ediyor. Bu kastın, öngörülmüş bir felsefesi yok.
Daha doğrusu bir felsefesi yok. Tamamen reflekslerle davranan,
reflekslerle hareket eden insanlar. Tabii refleksler süreç içinde,
"konjonktüre ve duruma bağlı olarak" değişkenlik gösterebilir; bazen
sınıfsal bir reflekstir bu, bazen siyasi bir refleks, bazen duygusal bir
refleks... Bunlar da, elbette, sizin gibi, bizim gibi insanlardır.
Doğarlar, büyürler, acıkırlar, korkarlar, sevinirler, gülerler, acı
çekerler, ölürler... Herkesin yaptığını yaparken, mutlaka, ayrıcalıklarını
tavırlarına ve üsluplarına yansıtırlar. Farklıdırlar, çünkü
seçilmişlerdir. Kendilerini, "öteki"ni aydınlatıp topluma kazandırmakla
yükümlü sayarlar; bu yükümlülüklerini de genellikle toplum dışı, bilim
dışı, akıl dışı kabullerle yerine getirmeye çalışırlar.Derinlemesine
bakmanız gerekmez, şöyle bir bakın hemen anlarsınız; ilgileri sığ ve
yüzeyseldir;"mış gibi" yapmayı severler.Okumuş gibi, izlemiş gibi, anlamış
gibi, aydınmış gibi, solcuymuş gibi..." Ahmet KEKEÇ
(Yeni Şafak)
Türkiye'de ilerci olmak için önce " solcu" olmak gerekir.Ama illa devrimci
olmaya gerek yoktur.Hatta yaşamınız kapitalizmin en vahşisi de olabilir.,
yeter ki din ,iman hayatınızda söz konusu olmasın yeter !
Ahlak ,aile
,fedakarlık...gibi kavramlar feodal zihniyetin uzantıları primitif toplumun
göstergeleridir ve zihinlerden silinip atılmalıdır , hemen !
İlerici aydın, entel
şahsiyet kesinlikle " laikçi" ve "kemalisttir".Ama
sevdiğinden dolayı değil , ortama en uygun kalıp o olduğu için , rahatlıkla
kız tavlayabilmek ve içebilmek , gerektiğinde arkasına sığınılacak bir
kalkan vazifesi görmesi için öyle gözükürler.Yoksa entel'imizde bilir
"Dersim'i , Mustafa Suphi'nin , Şefik Hüsnü, SertelBorav'...ların
başlarına gelenleri...!
İlerici kesinlikle içki içmelidir
ve ağzından devrimcilik , hümanizm ,insan hakları ,özgürlük ,," gibi
kavramları asla düşürmemelidir.Tabii ilerleyen gerici akımlar ve yokedilmeye
çalışılan devrimlere de atıfta bulunulmalı ve devrimci kin her zaman
ayakta tutulmalıdır 
İlerici
kişinin yaşam nedeni karşı cinsi tavlamaktır.Bazen entel , bazen bilgiç,bazen
devrimci ...oltalarından birini kuşanır ve oltaya takılacak kurbanını - çoğu
zamanda kendi gibi amaçsız yaşayan karşı cinsi - beklemeye başlar.Bazen ortaya
ilginç fikirlerde atarlar "kadınların ilkel toplumlarda tavşan eti yememesinden
hareket ederek feminizme atıfta bile bulunabilirler yeter ki o akşam o bardan eve tek
başına geri dönmesin...!
İlerici daima kibirlidir. Bulunduğu toplumun en okuyan ,fikir üreten
,entellektüel birikimi , olaylara derinlemesine ve geniş açıdan bakanı o'dur.Hiç
okumadığı solcu yazarların eserleri raflarını süsler ,kulaktan dolma bilgiler,
sloganik bir kaç cümle ile sığ ve yüzeysel bilgisine bakmadan her konuda görüşler
ileri sürer ve toplumu aydınlatma görevini yerine getirmiş olur .Doğru onun
bildiğidir, ama o bilmek bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyor !
Devrimci yobaz düşmanıdır. Onun laiklik histerisi vardır.Cami
,başörtüsü..görünce kırmızı görmüş boğaya döner ve saldırıya hazır bekler

İlerici her zaman askere selam yollar ,polise
ise söver, sayar...!Gıybet etmek ,
arkadan insanları çekiştirmek gibi şeylerin "günah" olması gibi yargılar
kendilerinden uzaktır.İlerici yalnız kalınca buhran geçirir, bazen de intihar eder.Demokrasi'yi sadece
kendilerine yontarlar,eylemde devrimci,söylemde demokrattırlar !
Dünyalarında biraz oyalanıp sonra kabul etmedikleri İslam'ın cenaze namazı ile
bu dünyayı terk ederler.
ENGİN ARDIÇ'TAN ...
" ...Bazı
emekli bürokratların ve çoktan emekli olmuş olmaları
gereken bazı gazete yazarlarının ortak bir saplantısı
var. Buna, boş zamanlarında devrimcilik, bestecilik,
şarkıcılık, romancılık, mebusluk, köşecilik ve tacirlik
eden bazı iş bilir uyanıklar da çanak tutuyorlar.
Saplantı da şu: ‘1950 yılında karşıdevrim
başladı.’
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bir daha
asla tek başına iktidar yüzü görmemek üzere gitti,
Demokrat Parti geldi.Bizim parti seçimi
kazanamazsa karşıdevrim olur ağabey. Bu seçimin serbest
olması gerekmez, hatta tam tersine, serbest olmasın ki
kazanmamız garanti!CHP daha önce hiçbir serbest
seçimi kazanmamıştı (çok tartışmalı ve ‘şaibeli’ olan,
‘gizli oy-açık sayım’ ilkesinin tam tersine, ‘açık
oy-gizli sayım’ gibi rezil bir düzenlemeyle yapılan ve
her sandığının başında üniformalı bir jandarma bulunan
1946 seçimini saymazsanız), 1950 yılında DP çatır çatır
halkın oyuyla gelmişti ama onlar bunu karşıdevrim olarak
niteliyorlar.
‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’ 1951
tarihlidir ve Menderes tarafından hazırlatılıp
oylatılmıştır ama bunu hiç hatırlamak istemezler.
Bazıları da bilmez bile... DP iktidarı ne gibi
günahlar işlemiştir? Yazıyı mı değiştirmiştir, şapkayı
mı kaldırmıştır, soyadlarını mı iptal etmiştir,
tekkeleri mi açmıştır, halifeyi mi geri getirmiştir?
Son günlerinde ‘diktaya yönelmek’ gibi bir günah
işlemiştir ama bu konuda İsmet Paşa dedeniz de hiç masum
sayılmaz hani... Takrir-i Sükun ÿKanunu’nu rahmetli babam
mı çıkarmıştı? Milli Şef amcam mıydı yoksa? Yoksa daha önce memlekette çok adil bir sosyal
düzen vardı da onu devirip pis kapitalizme mi geçti DP?
Paşa dedenizin zamanında grev hakkı da yoktu,
sendikal örgütlenme de. Türk-İş Konfederasyonu’nun
kuruluşu da, ayıptır hatılatması, 1952. Meclise
gayrımüslim (Rum) ve ayrıca kadın milletvekili
sokmuştur, bu da karşıdevrim oluyor herhalde. (Kadın
milletvekili, Satı Kadın gibi ‘kontenjandan’ ve tepeden
değil, Nazlı Tlabar gibi halkın özgür oylarıyla.) Nazım Hikmet’i kodese CHP iktidarı soktu, DP
geldi salıverdi, bu karşıdevrim.Sabahattin
Ali’nin epey ‘meşkuk’ bir şekilde öldürüldüğü 1948
yılında, Tan Matbası’nın ve gazetesinin yağmalanıp
yıkıldığı 1946 yılında iktidarda kim vardı beyağabey?
DP iktidarı ‘Amerikancı’ olduğu için
karşıdevrimci. Ama Missouri zırhlısının gelişi kaç
yılında, hatırlamak isteyen yok ve Celal Bayar’ın
‘NATO’ya niçin girmediniz?’ sorusuna ‘aldılar da
girmedik mi Celal Bey?’ diye cevap veren İsmet Paşa,
anti-Amerikan ve devrimci.Halk cahil ya,
karşıdevrime oy veriyor... Bir bilinçlense...
Ama bilinçlenemiyor ki... Çünkü kandırılıyor... Örneğin Anadolu köylüsü sınıf değiştirmek, yani
daha iyi yaşamak istediği için karşıdevrimci, fakat
bürokrasinin onu oturttuğu yerde uslu uslu otursa,
devrim saflarına katılacak...Köy Enstitüleri
eğitimi uyarınca köyünde kalacak, şehirlere gelmeyecek.Bilinçli bir sanayileşme programıyla onun
şehirlerde sanayi işçisine dönüşmesini sağlamayalım...
Sonra solcu molcu olur, bu da devrime hiç uymaz!
Onun yerine, kapitalistleşmeyi başıboş yapalım
ki bunlar gelip amansızca yığılsınlar ve gecekondularda
lumpenproletaryaya, yani toplumun en alt, en yoz, en
moloz ve de en tehlikeli kesimine dönüşsünler. Menderes tarıma traktörü soksun ve karşıdevrimci
olsun. Demirel baraj yapsın, Özal kredi kartını getirsin
ve karşıdevrimci.Çünkü devrimin ekonomiyle
falan hiçbir ilgisi yoktur beyağabey, şapka giyip bir de
rakı içtin mi devrim tamamdır. Menderes’in ezan
okunurken susmasını karşıdevrimci tutum, CHP adayının da
‘halka inmek’ için, attığı meydan nutkunda ‘rakı neyle
içilir’ konusuna girmesini devrimci tutum olarak
niteliyorsanız, hayatınız boyunca da iktidar yerine
ancak ananızın örekesini görürsünüz arkadaşlar!.. "
Engin ARDIÇ
(Star Gazetesi :10.07.2004 )
NOT: TÜM BUNLARA İMF'DEN İLK BORCU İNÖNÜ
DÖNEMİNDE ( 1950 ÖNCESİ!) ALINDIĞI ,TRUMAN -ABD YARDIMI (... ) ILE BIZI
TANISTIRANLARIN CHP OLDUGUNU , KÖY ENSTİTÜLERİNE ILK DARBELERIN 1947 YILLARINDA
ATILDIGINI ...VE MGK 'NU BİZE HEDİYE EDENLERİM DE 27 MAYIS'CILAR OLDUĞUNU HATIRLATIRSAK LİSTE TAMAMLANMIS OLUR HERHALDE...
Solcuya baak, solcuya baak
Gelmiş geçmiş en sıkı solculardan
bilinen, daha doğrusu öyle pazarlanan merhum Yunus
Nadi'nin ve onun oğlu merhum Nadir Nadi'nin, yani
Cumhuriyet Gazetesi'nin, savaş yıllarında Nazi
Almanyası'nı destekledikleri söylenirdi de
inanmazdık...Sonra, merhum Nadir Nadi'nin
'bütün dünya Alman gerçeğini kabul etmek
zorundadır' cümlesini kullanan bir yazısını kim
alıntıladı da bir romanının başına 'epigraf'
olarak koydu? Daha sonra aynı gazeteye köşe yazarı
olmuş merhum Attila İlhan!Yunus Nadi'nin
diğer oğlu merhum Doğan Nadi'nin Amerikalı eşi
merhume Mary Nadi'nin savaş yıllarında Amerikan
gizli servisinde çalıştığını, CIA örgütünün ilk
şekli olan OSS'in ajanı olduğunu kim yazdı? Aynı
gazetede genel yayın müdürlüğü yapmış, çok şükür
henüz merhum olmayan Hasan Cemal.Uyy ne
mutlu size bu yaman solculuk
ile...Geçenlerde CHP adlı partinin işçi
haklarını savunmadığını, Sosyalist
Enternasyonal'den çekilmesi gerektiğini
anlatıyorduk... Geliniz, gene merhum Nadir
Nadi'nin 18 Ocak 1951 günü, DP iktidara geldikten
sekiz ay sonra Cumhuriyet'te yayınladığı başyazıyı
birlikte okuyalım, bazı satırların altını
çizerek:
(...) öğrendiğimize
göre Demokrat Parti hükümeti ücretli hafta
tatillerine dair bir kanun tasarısını Büyük Millet
Meclisi'ne getirmek üzeredir (...) o vaid,
yaşadığımız şartlar pek de hesaba katılmadan biraz
acele varılmış bir karardır.(...) Şimdi
biz, (...) kimsenin akıl etmediği yahud henüz göze
alamadığı ücretli hafta tatillerini yurdumuzda
ihdas edersek durum ne olacaktır? Müsaadenizle arz
edeyim, durum şu olacaktır: Pazarları çalışmak
zaten kanunla yasaktır. Bir işçiye çalışmadığı
pazar günü için para vermek, onun gündeliğine
yüzde on beş nisbetinde bir zam yapmak,
binaenaleyh istihsal edilen nesnenin maliyetini
muayyen bir nisbette arttırmak demektir.(...) halbuki 14 Mayıs'tan önce Halk
Partisi'nin bol keseden vaat ettiği ve Demokrat
Parti'nin de fazla düşünmeden kabul ettiği ücretli
pazar tatilleri, dediğimiz gibi pratik hiçbir
sosyal faydası olmayacak bir zamdan ibarettir.
İşçi vatandaşlarım bu gerçeği kabul etmekte her
halde güçlük çekmeyeceklerdir. İyi niyetinden
şüphe etmediğim Menderes hükümetinin bu dava
üzerinde biraz daha dikkatle durmasını ve ele
aldığı konuyu milli menfaatlerimiz hesabına işe
yarar bir şekilde geliştirmesini görmek
isterdim. Evet, 'sağcı'
Menderes yönetimi, işçiye ücretli pazar tatili
getiriyor, solcu Nadir Bey buna karşı
çıkıyor!Demek DP iktidara geldiğinde
'karşı devrim' başlamış, bazı arkadaşlar öyle
diyorlar.Gene o yazının yayınlandığı yıl,
1951 yılı, Adnan Menderes bir de 'Atatürk'ü Koruma
Kanunu' çıkarıyor ve karşı devrim
başlıyor...Cumhuriyet Gazetesi savaş
yıllarında Almanya'yı destekliyor ve bu
devrimcilik oluyor.CHP yönetimi gene aynı
dönemde Varlık Vergisi salıyor, Yahudi
vatandaşların belini kırıyor ve bu devrimcilik
oluyor.Grev hakkı yok, örgütlenmek yasak,
bu devrimcilik. Türk-İş Konfederasyonu ancak 1952
yılında, Menderes devrinde kuruluyor, o karşı
devrim. CHP yönetimi sosyalist partileri
kapatıyor, bu devrim. İki kere hem de, yirmi yıl
arayla, devrimin iki aşaması.Savaştan
sonra ilk kez bir Amerikan gemisi, Missouri
zırhlısı İstanbul'a geliyor, Abanoz Sokağı genelevleri Amerikalı denizcilerin
yararlanmaları için baştan aşağı badana ediliyor, bu da devrim.1946 seçimleri
'gizli oy, açık tasnif' ilkesine göre değil, tam tersine 'açık oy, gizli tasnif'
ilkesine göre yapılıyor, oy verme işlemi sırasında seçim sandıklarının başında
üniformalı jandarma bekliyor, devrim.Nazım Hikmet ve Kemal Tahir, işlemedikleri
bir suçtan dolayı on iki yıl hapis yatıyorlar, devrim.Onları bağışlayan,
salıveren Adnan Menderes oluyor, karşı devrim.1968 yılında 'milli bakiye seçim
sistemi' Demirel'le anlaşmalı olarak kaldırılıp Türkiye İşçi Partisi'nin bir
daha meclise girebilmesi önleniyor, devrim.12 Mart döneminin faşist dikta
yönetimlerine bakan, hatta başbakan verilerek destek olunuyor, devrim.Gençler
bilmezler ama biz yutmayız. Artistlik yapma, devrimini al da git.
Engin Ardıç ( Akşam :31.03.2006 )
SALVO :))
EYY " STALİN, HİTLER'İ DURDURMUŞTUR!" DİYE STALİN'İ SAVUNAN AT GÖZLÜKLÜ
SOLCU AYDIN (!)LAR.
AYNI STALİN 22.08.1939 TARİHİNDE ÖNCE AYNI HİTLER İLE
SALDIRMAZLIK ANLAŞMASI İMZALAMAMIŞ MI İDİ.POLONYA'YI TAM ORTADAN BERABER İŞGAL EDİP BÖLÜŞMEMİŞLER Mİ
İDİ..!? HİTLER SALDIRANA KADAR ONUN DESTEKÇİSİ VE SUÇ ORTAĞI STALİN DEĞİL
Mİ İDİ ...? YUH SİZE...!

|