DOĞ |
|
BAV I |
"..Barbar Türklerin atlıları Mukaddes
Roma -Cermen İmparatorluğunun merkezine kadar dayanacaklar, her tarafı kan ve
ateş içinde bırakacak,kiliselerin üzerindeki Hiristiyanlığın ebedi işareti
salibi parçalayacak, yerine Muhammedin işareti Hilal-i takacaktı.Bu Türkler,Hiristiyanlık
aleminin teslisten ayrılan asi ruhlarını tedib için gazab-ı ilahi olarak
gönderilmiş barbarlardı.Ruh-ül Kudüs, Hiristiyanlık vahdet ve selabet-i
diniyesini kaybettikçe,bu kavmin kahredici,zalim ve haşin eliyle onları tedip
etmeye kararlı idi" bu satırlar orta cağdan zamanımıza kalmadı.Ünlü Fransız
tarifçisi Güstav Şlomberje'nin "Bizans'ın sükutu"adlı eserinden alınmıştır.
"Muhammed'in dinini daima en yüksek saygı ile
karşılamaktayım.Biricik din odur.Ben müslümanlığın yarınki Avrupa
için kabule değer olacağını söylemiştim ve bunu görmeye başladık.Ortaçağın papazları,cehalet,yahut taassup
sevkiyle,Müslümanlığı en karanlık renklerle tasfir etmişlerdir.bu nefret
sebebiyledir ki onlara göre deccaldir.Ben Muhammed'in hayatını inceledim ve bu taktire şayanın
insanlığın kurtarıcısı olarak tanımak lazımdır. Dünyayı sulh ve saadete
kavuşturacak diktatörlüğün sonunu getirecek tek şahsiyettir.Gelecek asırda Avrupa, bu dinin,meseleleri halletmekdeki
faydasını belki daha fazla takdir eder. Bu dini seçenlerin sayısının
artması sebebiyle Avrupanın islamlaşmaya başlamış olduğunu
söyleyebilirim." (Bernard SHAW:Tarih
Konuşuyor, Nisan 1964, sayı :3, 176 )
1572 Yılında Fransa tahtında,II.Hanri'nin oğlu IX
Şarl oturuyordu,fakat gerçek iktidar sahibi italyan asıllı
Papa XI Leo'nun kız kardeşi olan (IX Şarl2ın annesi) Kraliçe Katerindi. 15892da ölen bu kadın insanlığın en büyük
katliamlarından birini:Protestanlardan 40.000 kişiyi katlederek yapmıştır.
Bu katliamın hazırlayıcılarının başında İsanın vekili
saydıkları " mukaddes babaları " Yani Katoliklerin papası vardı .Protestanlara
ait evler tespit edildi. Listeler hazırlandi
dört
yuze yakın
asilzade ise Luvr sarayinda fransa kirali IX sarl in seref
misafirleri idi.Roma dan bugaye ile gelen Cizvit’lerin alacaklari
vazifeler vaazlarin metinleri patlayici maddeler..., hepsi
Papa’nin hazirligi idi: merhamet ve hosgoru telkin eden isa nın vekilinin!
Tam gece yarisi
büyük
çanlari
on iki vururken luvr sarayinda protestan asilzadeleri cinnet kahkalari
arasinda akli dengesini kaybeden ve on dort gun sonra olen kral IX
sarl goz yaslari onunde öldürülmüşlerdi.Parisin
beste biri katledilmisti ..1582de
bir ingiliz kadırgasın malta kıyılarında karaya vurdu. Katolik malta
şovalyeleri ‚ dinden sapmış saydıkları Protestan ingiliz gemilerini
Roma’ya gönderdiler; gemiciler Roma’da törenle yakıldı.(A.Teneti, Venezia ei
Corsari, 1961, Sh.51)
Ortadoks Rusya’da kanlı taassup:
XVIII. Yüzyılda “raskolnike„ tarikatine
mensup yüzlerce Rus yakıldı.
(Lavisse-Rambaud,VII.411 )
Osmanlı Sultanları hiçbir
zaman gayr-i müslüm cemaatleri islam’a girmek için zorlamamışlardır.
Hepsi dini ve kültürel özerkliğe sahiptirler. Evlenme,boşanma ,miras
gibi şahsi hukuka ait meselelerde kendi ruhani reislerinin idaresinde
idiler. Yavuz Sultan Selim’in Hicri 923 senesinde Tur-i Sina-daki St.Katrin
kilisesindeki ruhbanlar için gönderdiği ferman:
Kendilerine asla mudahale edilmemesi, kiliseye ait vakıfların gelirlerinin
kiliseye ulaşmasının sağlanması vergilerden muaf, gümrük
vergisi alınmaması...
13.yüzyıl başlarında Papa 3.honerius rahipler sınıfının
cerahlık yapmasını yasak etmiştir.Avrupanın ilk kaynak eserlerinde bulunan
birçok atıflar, İslam tesirinin yunan tesirinden çok daha fazla olduğunu
artık kati olarak ortaya koymuştur.Avrupa tıbbı, hala İslam tıbbının
biraz genişletilmiş şeklinden başka bir şey değildi. ( Montgomary watt,İslam
Avrupa’da Terc.Doç. Dr. Hulusi yavuz.)Sarılık ve kolera hastalıklarına
tarihte ilk defa Müslümanlar ilaç tertip ettiler.Deliler için afyon
kullananlar yine Müslümanlar oldu.Göz hastalıklarında aksu ibaresini
tavsif ve tarif ettiler.Mesaneden taşı parçalayarak düşürme usulünü
Müslümanlar buldu.Cüzzam hastalığı için ilk kitap yazarlarda
Müslümanlardı.Bulaşıcı hastalıkların tabiatı ve varlığı ilk defa Müslüman
doktorlar tarafından tanındı.43(Corci zeydan Medeniyet-i islamiye tarihi c.3-sh.366)12.yüzyılda
Sicilya Kralı 2.Ruggero,coğrafya bilgini El-idris'i ’yi sarayına çağırıp
dünya tarihi yaptırdı.Yeryüzü çember şeklinde gösterilmişti. (thema
Larousse cilt 3.sh.116) Amerika kıtasının ve japonya’nın varlığından
Amerika’nın keşfinden 500 sene önce bulan Biruni idi.Piri Reis yeni
dünyaya- Amerike- Antilya denildiğini ve 870 hicri yılındaki keşfini
söylemektedir ...Halife el-hakem bir kütüphanede kurulmuş kütüphanesinin
sadece kitap adlarına göre yapılmış katalogu 44 cilt tutmaktaydı (Prof.Dr.
Philp k.Hitti,siyasi ve kültürel İslam tarihi, Salih tuğ.111/840) Kağıdın
Avrupa’ya geçişi de Endülüs Müslümanları tarafından olmuştur.Müslümanlar
kağıdın yapımını Sicilya ve ispanya’ya götürmüş, buradan da Fransa ve
İtalya’ya geçmiştir.Suni Kuluçka makinesi,kumdan cam elde eden, çinko asidi
elde eden,panzehir üretenler Müslümanlardır(karakaş,Mahmut,müsper ilimde
Müslüman Alimler.sh.48-50.)Abbasi halifesi Harun Reşit(786-809)’in Alman
Kralı Şarlken’e hediye olarak gönderdiği çalar saat meşhurdur.1219
tarihinde Merv’de on umumi kütüphane vardı.Battani’nin trigonometri ile
ilgili çalışmaları, ... sinus, tanjatlar,...terimlerini ifade ettiği bilinir
(Asar-ı Bakiye-c.1 sh. 140-154) İbn-i heysem tarafından 5. yüzyıl evvel
bulunduğu(İslam müt.ile garb müt. Arasında mukayese. Sh.17)Akciğer kan
dolaşımının Mıchel Servatur ve Harvey tarafından 1628’de asırlarca önce ,İbn-i
Nefis ve İbn-i Sina gibi Müslüman alimler kan dolaşımını bulmuştur.
Cabir Bir hayvan:Kimyanın babası sayılır.Sülfürik asidi,nitrik asidi, altın
suyunu bulmuştur…İbni Musa el-harezmi:Matematiği Avrupa’ya ve tanıtan kişi
Avrupa Matematikçilerini öğretmenidir.Fergani:Arz Güneş yörüngesinin eğilim
açısını(Eliptik meyilini)tespit şerefi ona aittir.Süleyman Zehravi :Atom
nazariyesini ilk ortaya atan kişidir.Bugün Müslümanlar açısınan
ortaçağ karanlığından bahsetmek yersizdir.Bunun karşısında Müslüman
İspanya’nın o harikulade medeniyetini koymak lazımdır.Bu kültürün,felsefe
,bilgi,edebiyat,hülasa,Hristiyan , Avrupa kültürünün bütün kollarının
gelişmesinde ,büyük bir tesiri olduğunu gösteriyorlar.Rönesans hareketinin
doğmasından asırlarca evvel,Kurtuba’da coşup,akacak büyük bir medeniyet
nehrinin ilk menbaları kendini gösteriyor.(C1. Sanchez Albarnoz,espagne et
1’islam)Endülüs fizoloflarından İbn-itufeyl,1136’da İbn-i Sina’dan ilham
alarak Hay İbn-iyakazan adıyla bi roman yazdı.1671’de latinceye tercüme
oldu.Daniel de foe(1661-1731)şöhreti dünyayı tutan “Robenson Crouse“yı
işte İbn-i tufeyl’in bu romanından alarak yazmıştır.(Carra de vaux,les
penseur de L’islam,c.4,sh.57)Carra de vaux,bu konuda Dante de Hay İbn-i
yakzan hikayesinden ilham alarak meşhur eseri “İlahi Komedya“sını
yazmıştır.(Ülken, Hilmi Ziya, Türk teşekkür tarihi,c1,sh.254.)Filozof
olarak Saint Thomas her şeyini İbn-i Rüşd’den almıştır.(Ernest,Renan.Averroes
et L’Avarroisme,paris1886.)
1995 yılında Fransa’nın Klermon şehrinde yapılan
bir toplantıya 30.000’ni aşkın din adamı iştirak etmiş.Türklere karşı
haçlı seferi yapılmasını tanrı böyle istiyor: "Bunu Ruh-ül Kudüs emretti"
derler (Şemsettin Sami,Kamus-ulAlam sh1915.)“Kudüs’te bulunan Müslümanları
katlettik.Malumunuz olsun ki,Süleyman mabedi içinde atlarımız,diz
kapaklarına kadar Müslüman kanına batmış olarak yürüyor….“Renne G.Rousset
isimli tarihçede şunlar kaydeder;“Haçlılar Kudüs’te o kadar çok Müslüman
öldürdüler ki,atların ayakları kan deryasına battıkça ,insan etleri
duvarlara sıçrıyordu…“(S.F.Mahmud,İslam tarihi,sh.198.)Rahip Bernar :
Müslümanları mağlup etmek suretiyle günahlarımızı affettiniz.“Papalık
makamı sadece uhrevi değil,aynı zamanda dünyevi bir makamdır.Tanrı
bütün Hristiyanları koruyacak ve muzaffer kılacaktır.“ Papa 3. İnosan ilk
işi Sicilya’ya bir ordu gönderip oradaki Müslümanları tamamen
katlettirmek oldu.Kılıç tarikatini kuran Papa Hristiyanlığın Albujua
mezhebinden 20.000 kişi'yi,Papanın emriyle boğazlanmıştır.Binlerce Ortodoks
katliama tabi tutulmuştur.İstanbul’u talan edenler ise haçlılardır (Charles Diehl, Bizans imparatorluğu tarihi,sh.157)
Endülüs İslam devleti haçlılarca işgal edilince ;"Din
kitaplarımızı alay ve hareketli ateşe attılar. Oruç tutuğu bilinen
ateşe atılıyordu.Peygamberimize küfretmeyi, iyi ve kötü günleremizde adını
anmamamızı bize emrettiler. Adlarımız
değiştirildi
(Azmi Yüksel, « Endülisten II.Bayezid’e
Yazılan Anonim Bir şiir.
Belleten, LI.,205(Aralık 1988), Sh1575-1583).Kralın
fermanı ile müslümanlar bulundukları bölgelerden ancak idarecilerin izni ile
ayrılabilecekler, etlerin islami usullere göre kesilmesine mani olmak için,
kasaplık yapamayacaklar, mescidler kapatılacak, arap isim ve ünvanları
kullanılmayacak, cocuklar sünnet ettirilmeyecek, kilise çanları çalarken veya
rahipler sokaklardan geçerlerken saygı ifadesi olarak sarıklar çıkarılıp diz
üstü çökülecek, kadınlar islami kıyafetleri terkedecek, hamamlar
kaybedilecek...uymayanlar işkence ile idam edildiler.( doç dr. Mehmet
Özdemir, Endülüs müslümanları, 1-207,209) Amerika'nın keşfinden sonra tüm
medeniyetler, altınlar... talan edilir...Küba'nın nüfüsu 20 yılda 50.000'den
14.000'e, Haiti'nin nüfüsü 100.000'den, 15.000'e düşmüştü.( Hayat tarih
mecmuası, yıl :1, 1-78, 1965) XVI. asırda afrikadan avlanıp , ABD sömürgelerinde
çalıştırılmak üzere götürülen zencilerin sayısının 900.000 olduğu tahmin
edilmektedir.Köle ticareti neticesinde afrikadan en aşağı 60.000.000 zenci
çıkarıldığı tahmin edilmektedir...Meksika'Lı yerlilerin sayısı 1519'da
25.000.000 iken , 1650 yılında 2,5.000.000'a inmişti.Karayip
halkının nüfüsu , 1492'de 1,5.000.000 iken XVI. yy sonunda 20.000'e
inmişti..(Thema larousse, 1-131) Amerikada şekerkamışı tarlalarında köle olarak
çalıştırılan Kızılderililer tükenince yerine Afrika'dan zenci köleler
getirildi...Kilise ne yapmıştır bu arada ...Bu gelirden payını almıştır
sadece...! Kolomb dünyanın yuvarlaklığı esası ile yolculuğa başlayınca
kafir ilan edildi( Max Kemmerich,Tarihte garip olaylar) Luther , Kopernikus 'un
teorisini " bir delilik " diye reddetmişti.Bruno Kainatta bir çok dünyalar
bulunduğunu öne sürdüğü için 16 şubat 1600'de Roma'da yakılarak öldürüldü.Galilei
fikrinden döndüğünü ifade ettiği halde roma engizisyonunca 3 yıl zindan cezası
yemiştir.Daha sonra zorunlu ikamete tabi tutulmuş ve en sonunda ölünce hristiyan
mezarlığına bile gömülmemişti...Ünlü tarihçi Michelet'ten : Sanayi inkilabı
sırasında İngiltere başbakanı Pitt: " çocukları çalıştırın !" der...Sonuç günlük
2 şiline , 12-19 saat çalıştırılan ve sonunda ölen binlerce çocuk!Dünyanın
en büyük saraylarından olan Versailles ve Fontainebleau , inşa
edildiğince tuvaletleri yoktu..Avrupada tuvalette en büyük keşif lazımlık'ı
keşfi idi..Ona oturur ihtiyaçlarını görürü ve sonra pencereden dışarı
dökerlerdi...daha önce ihtiyaçlar merdiven altı, kapı arkası , salon duvarlarına
yapılırdı ( Dr. Cabanes-2-7, 1967) Osmanlıyı inceleyen bir avrupalının
tespitleri :Türkler yıkanmakta aşırıya kaçarlar.Bu kadar sık yıkanmadıkları
takdirde daha az hasta olacakları muhakkaktır! mesela ayda bir defa yıkansalar
dünyada daha ala şey olmaz ! fakat hemen her gün yıkandıkları için beyinleri
sulanmaktadır..."( Grelot:1680, 233-276)
Hz Ömer Kudüs'ü fethedince berat
yayılar:Kiliselerin mallarına ellenmeyecek, İbadetlerde özgürlük
tanınacak,isteyen canı-malı ile gidebilir...
Hamper'in " İslam'ı nasl yok edelim ? "
adlı eserinden:İslam ülklerinde içki, kumar ve fuhuşu yaygınlaştırmak,
Kadınların İslam ülkelerinde birer köle gibi oldugunu yaymak, İbadetten
uzaklaştırmak, Müslüman kadınları tesettürden vazgeçirtmek ( Sh: 81 )
Nördlingen şehrinde 1472 ylında belediye
meclisi papazların geneleve gitmelerini yasak etmeye cesaret edemedikleri için,
sadece bütün gece orada kalmalarını men etmekle yetinmişlerdir.Zürich
papazlarının ahlakı o kadar bozulmuştu ki, belediye meclisi 1487 yılında
kızları baştan çıkarma davalarının ruhani mahkemelerce görülmesini men ederek ,
bu işi kendi üzerlerine almışlardı.Strassburg'da bir gece , bir kadın
manastırına yıldırım düşüp yangın çıkınca , halk kapıları kırıp içeri girdiğinde
içerideki rezalet günyüzüne çıkmıştı.Bir çok rahibe genc erkeklerle
beraberdi.Azizelerden Elisabeth kirden kokmaya başlamış, onu zorla banyoya
sokmuşlardı.Fakat kadın suyla temas eder etmez banyodan dışarı fırlar
ve işlediği günahtar ötürü tevbeye başlar.( Max kemmerich, Sh:119)
Paris'te ancak 1531 tarihinde evlere birer hela yapılması mecburiyeti
getirilebildi.Dr. A. Brayer , bir batılı olarak, batılıların pis olduklarını
itiraf eder.Onların pisliği ile Müslüman türklerin temizliği arasında
karşılaştırmalar yapar...(Nef Annees a Constantinople , paris, 1836, Sh:364) O
dönemlerde kraliyet ailelerindeki evliliklerdeki ilk geceyi konuklarda izlerdi.(
Max Kemmerich, Sh 99-100) Hattingen şehrine ait bir tüzükten: Bir erkek
karısının kadınlığını tatmin edemiyorsa, onu yavaşça sırıtına almalı ..
kendisine yardım edecek komşu erkeklerden çağırmalıdır...Benzer
hüküm Bochum şehri kanunlarında da vardır.( Max K. Sh :77 )
Yahudilikte erkekler her sabah : " Ezeli ilahımız kainatın
kralı, beni kadın yatarmadıgın için sana hamdolsun" diye dua ederek güne
başlarlardı ( Okiç, Pr. M.T. İslamiyette kadın öğretimi, Sh:7 ), Aziz pavlus'tan
Korintuslulara yazılan bir mektuptan :" Kadın erkek için yaratılmış bir
mahluktur." ( K. Mukaddes, Sh:177)
1818'de Fransa'da akıl hastaları , hayvanlardan ve canilerden
daha kötü muamele görürdü.İçine şeytan girmiş kabul edilirdi...( Esguirol ,
Rapport , Paris, 1874, Sh:2 )O dönemde ise Osmanlılarda akıl hastaları usiki ile
tedavi görüyordu ( Miratul emzice, hekim Şuuri )
XVI. yy için F. Downey şöyle der : " Bir çok hristiyan
adaleti ağır ve kararsız olan hristiyan ülkelerindeki yurtlarını bırakarak
Osmanlı imparatorluğuna gelip yerleşiyordu .( Sh :84) XV. yy için F. babinger (
Sh: 502 ) :"Patişahın imparatorluğunda herkes kendi halinde , bahtiyar
olabilirdi.Dini özgürlüğe sahipti.
M. Baudier :" Müslümanlar merhamet , şefkat ve insanlara
yardımda bütün mlletlere ve hatta Hristiyanlara da üstündürler."
d'Ohsson : " Esirlerin Osmanlılardan daha iyi bir muamele
gördüğü bir millet belkide mevcut değildir." O zamanın Osmanlı
hapishanelerinden Yedikule'de Küçük bir kilise bile vardı.Yedikule'nin bizim
Bastill'imizden daha insani olduğu anlaşılır ." ( Grelot, Relation, paris
1680.78) Türk hapishanelerinde katolik ,ortodoks ve gregoryen kiliseleri
dahi mevcuttu ( de la montraye, travels,1.167 )
Lorga ( Geschichte d. Osmanischen Reiches ):" Bir avrupa
ordusunun bir ülkeden geçmesi , o ülke halkı için bir felaket, bir Osmanlı
ordusunun geçmesi ise saadetti...Ordu alışveriş yapardı...Balkanlarda genc
hristiyan kızları , tek başlarına mal satmak içinendişesizce Türk ordugahına
girerdi.Bu durum avrupa orduları için imkansızdı..."
II. friedrich 1775 yılında 1200 Hesen'liyi sömürgelerde
kullanmak üzere İngilizlere satar...Büyük friedrich , Minden 'de gemiler
kendi arazisinden geçerken sattığı adalarının her biri için mutad sığır tarifi
üzerinden gümrük alır.
Papa VIII. Innocenz 'in vekili kardinal Albert Cremona , Vollouise
vadisinde , Pelvoux dağında bir mağaraya sığınmış olan , içinde çocukların
bulunduğu 1500 kişilik Waldenserciler grubu, İsa'nın müşfik temsilcisi olarak
mağaranın ağzında ateş yaktırmak suretiyle dumanla boğarak öldürttü.Kimdi
Waldenserci'ler ? Kafirler mi ..hayır ..Sadece papazların günah afetme
salahiyetine inanmıyorlardı.1184 yılında dindizlerle münazara yapılır.Bir netice
alınamaz.80 kişi yakılarak öldürülür.Basel kardinali piskoposu Heinrich
(1213-1238 ) öldüğünde ardında 20 çocuk bırakmıştı.Lüttich piskoposu Heinrich
azline müteakip 6 eylül 1281'de yerine tayin edilen rahip öldüğü zaman 61
çocuk babasıydı.
Osmanlı hükümdarı , 20 ayrı dine mensup halkı
sulh ve sukun içinde idare ediyor.İsrail'e İran'a ,Türkistan'a gidin oralarda
ynı sukunete ve musamahaya rastlayacaksınız.( Voltaire, Traite sur la Tolaranc )
XVI. yy 'da Hristiyanlar , din adına birbirlerini boğazlar ce İspanya'da
engizisyon zülümleri icra edilirken Müslümanlar fethettikleri memleketlerdeki
Hristiyan halkı dinlerinde serbest bırakıyordu" ( A. Cahmet , La Questiond
d'Orient) İstanbul'da her din ve mezhebin kendi mabedi vardı.Müslümanlar
diğer dinlere karşı kin duymazlar." ( Dozy , Les Dusulmans D'espagne)
Türkler " dinleri icabı" kendi dinlerine düşman olanlara bile müsamahakar
ve misafirpeverdirler. ( J. J. Rousseau , Emile I-IV) Osmanlılarda 1526'da
200.000 kişi ekilmiş tarlalara ayak basmadan ve tek bir ot koparmadan yaya
olarak imparatorlugu bir baştanöbür başa katetmiştir ( J. Michelet , historie de
France)Hz Ömer'in İslam ordusuna alimatından : Kimseye zülmetmeyin, zira hak
tealal zalimleri sevmez.Düşmanlarınızdan ziyade günahtan sakının..." ( Turnagil,
Pr.Dr. Reşit, İslamiyet ve milletler hukuku, Sh. 153 ) 1313 yılı Fransa'da
Kral güzel Philippe'nin cüzzamlılarla ilgili emri : " Cüzzamlılar oplanıp diri
diri yakıla..."
1527’de Almanya İmpartoru
ve İspanya Kralı Charles-Quint’in Romaya girmişti. (Deutsche Geshicte im
Ziltalter der Reformation,C.köprülü tercümesi,360-1) Kutsal şehir
Roma’da,istisna edilmeksizin bütün evler ve bütün kiliseler yağma edildi.Büyük
San Lorenzo ve San Paola Kiliseler istisna edilmedi.Papa 2.Julius’un iskeleti
lahdinden çıkarılıp parmağındaki altın yüzük alındı.Genede en mutedilleri Alman
birlikleriydi,cana kıymıyor,yalnız ırza tecavüz ediyorlardı.Yagma bitince
eglence başladı.
Hrıstiyan halk,kendisine Türkler
tarafından bahsedilen ve o çag Avrupasında mechül olan din hürriyetinden
memnundu... Macaristan’da Türkler idaresi zamanın da bir defa Macar köylüleri
isyan ettiler;ama Türk idaresine karşı degil,Macar derebeylerine
karşı...Hrısyanlardan aldıkları cizye de dahil,Bizans İmparatorlugu
zamanındakinden daha hafifti.Derebeyi malikanelerini dagıtıp parcalayan Türler
mütevazi köylünün toprağına dokunmadılar.Şehirlerdeki Hrıstıyanın
dükkanına ve tezgahına el atmadılar.Viyana bozgunundan sonra Venedik,gecici
olarak sakız’ı ve Morayı işgal etti.O kadar zulüm yaptılar ki,Sakız ve Moraya
Türkler dönünce yerli Rumlar,onları en büyük sevinçle karşıladılar(Grandeur de
1’Asie,126-)Şüphesiz Türkler fet hettikleri
ülkelerdeki halkın medeniyetini ortadan kaldırmak için hiç bir şey
yapmadılar.(Pirenme,11,312)
Papa kendinden
yardım isteyenlere cevap verir :Papa’dan
gelen cevapta
yadımlar bir şartta bağlanıyordu;Katolik mezhebinin seçilmesi...(Tarih
konuşuyor,Haziran 1964.sayı 5.Sh.434)Domikan Rahibi Wilhelm Pelisso,“Chronikon“
adında el yazması hatıra defterinde:Dinsiz
bir papaz ölmüş kilise avlusuna gömülmüstü.Üstadımız Rollandus bunu duyunca
Dominikan kardeşlerimizle birlikte oraya gitti,ölüyü topraktan çıkardılar
sokaklarda sürdüler ve yaktılar.Bir münkir ölmüştü mezarında çıkarak cesedini
şehr dışında yaktılar....Engizitör Arnoldus Catalanus,Puechperdut’lu Peter ile
Peter Bomassipio adlarında iki dinsizi diri diri yakılmaya mahküm etti.Yine
Engizitör Ferrarius, bir çok dinsizi yakalattırıp hapse attırdı ve bunun üzerine
duvarlar örtürttü.Bazılarını da Tanrı adında (!) yaktırdı...Peter Cellani ve
Wilmelm Arnaldi isimli Engizitörler,
Johannes da Garda ve diğer 210 münkir
yakılarak öldürüldüler.Wilhelm Arnaldi’ye Hrıstiyanlığa ettiği bu hizmetlerine
mükafat,1 Eylül 1866 da Papa Pius IX. Tarafından aziz rütbesi verildi(!)
Pontius de S.Egidio,
Arnold Sancerius adlı isçiyi huzuruna
çağırtıp kendisini dinsizlikle
itham etti."Roma
kilisesine
imanım tamdır!“diye bağıdıysa da kendisini dinlemediler ve yakarak
öldürdüler.Bir kaç dinsiz erkeğin hasta bir kadını ziyaret etttiğini ihbar
etmesi üzerine,Kadını yatağıyla beraber dışarıya taşıyıp, odun yığınlarının
üzerine koyup derhal yaktılar.Katharer tarikati mensuplara içlerinde on tane
de kadedral başpapazı olduğu halde-1022 de Orleans şehirinde yakıldılar..1180
tarihinde
Papa III.Innocenz(1198-1216) tarafından Albano Piskoposu Kardinal Henri
ve III.Innocenz’in
Harçlı Ordusu,1209 Temmuz ve
Ağustos aylarında beziers ve Carcasonne Şehirlerini ele geçirdi.Beziers Papanın
vekili,tam bir Hrıstiyan şefkati göstererek,şu sözlerle bütün Şehir halkını
öldürttü.“hepsini öldürdünüz ,Allah mümin kullarını kendisi ayırır...“
Maria Magdelena kilisesine
sığınmış yedibin kişi oracıkta katledildi.Carcasonne’da aynı tarihte dörtyüz
dinsiz yakıldı.
Elli tanesi
asıldı.İspanya Kralı II.filip’de Katolik olmayanlar aleyhine 30 sene süren bir
savaş açmıştı.Bu savaşta tövbe etmeyenleri yaktırdı.Tövbe edenler, başka mezhebi
seçtikleri halde
günah kirine bulaştıkları için yine
öldürülür,
yalnız bu ölüm ,ateşte yakılmak
yerine ,kafaları
kesilerek uygulandı.İspanya’da XVI.asırda
bu yakmaların
sayısı,18.000 olarak hesab edilmiştir.Şarlken zamanında Hollanda’da öldürülenlerin
sayısı yüz bin kadar tahmin ediliyor.Alba Dukası beş altı sene içinde imanı
zayıflardan 18.000 kişi kadar öldürtüğünü iftiharla söyledi ve
"harp
meydanında daha çoğunu geberttim“derdi.Böylece en aşağı 40.000 adamın celladı
olmuş demektir.(Resimli Tarih Mechubası Sayı 55 Temmuz1954)
22 Mayıs 1393 tarihinde
Embrun şehri süslenir, herkes bayramlıklarını giyer , freyssinieres ve
Argentiere vadilerinde 80, Vallouise'de ise 150 Walderseci yakılarak törenle
öldürülür( Max Kemmerich, Tarihte garip olaylar, sh:47 ) Müslümanlar İspanyayı
fethedince yerli halkı din hürriyeti konusunda özgürlük tanımıştı ...( J.
Pirenne, Büyük dünya tarihi, 1-270 )
Kral 5. henri zamanından
XVI. yya kadar kadın incile el süremeyecek kadar murdar kabul edilirdi.(
Akın-F. İlhan, Kamu hukuku, 280-287 )
Sultan Alparslan İslam aleminin duasını alarak çıktığı
cihad yolunda,26 Ağustos1071de Malazgirt ovasında ordularına şu hitabeti
yapar:Biz ne kadar az olursak olalım,onlar ne kadar çok olurlarsa olsunlar,bütün
müslümanların minberlerde dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üzerine atmak
istiyorum. Ya muzaffer olur, gayeme ulaşırım,ya şehid olarak cennete
giderim.Sizlerden beni takip etmeyi tercih edenler etsin. Burada emreden sultan
ve emredilen asker yoktur.Zira,bugün ancak bende sizlerden biriyim.Sizlerle
birlikte savaşan gazilerden biriyim.Beni takip edenler ve nefislerini ulu
Allaha adayanlardan şehid olanlar cennete, sağ kalanlar ise ganimete
kavuşacaklardır.Ayrılanları ahirette ateş, dünyada alçaklık beklemektedir. (Köymen,Prof.Mehmet
Altay,Alparslan ve Zamanı.C. sh,56-59)
BatIlI Gözüyle İslam Medeniyeti
Bugünkü batı medeniyeti sadece kendi kültür birikiminin neticesi olmayıp,
bilhassa ilim ve teknoloji sahasındaki gelişmelere temel teşkil eden düşünce
itibariyle İslâm medeniyetinin büyük nisbette tesiri altında kalmıştır. Bu
duruma bazı İnsaflı batılı bilim adamları da işaret etmektedirler.
R. V. Bodley şöyle der: "Rönesansı İslâmiyete borçluyuz."Charles Seignebos ise "Şarklılarla temas ile garplılar medenileştiler. Bu
medenileşmenin suret-i vukuu, tamamen malum değilse de, bizim (garplıların)
Müslümanlara borçlu olduğumuz şeylerin hesabı çok uzundur" demektedir.
John Davenport "Hz. Muhammed ve Kur'ân-ı Kerim" isimli eserinde şöyle der:
"Müslümanlar arasında, fen ve sanat 600 senelik bir müddet yükseliş hayatı
geçirmiş olduğu devrede, bizim Hristiyanlarımız arasında en kaba barbarlık
olduktan başka edebiyat dahi sönük yaşıyordu".Gustave Le Bon diyor ki: "Avrupa'nın bütünüyle karanlık bir vahşet devri
yaşadığı sıralarda İslâmın hâkim olduğu iki büyük şehirde, Bağdat ve Kurtuba'da
yeryüzünü parlak ışıklarıyla aydınlatan iki medeniyet sürüyordu."Maurice Bucaille de "Kitab-ı Mukaddes, Kur'ân" (Bucaille, 175) isimli eserinde
şu satırlara yer verir: "Müslümanların yükseliş çağı olan Miladî 8. ve 12.
asırlar arasında, bizim hristiyan ülkelerde bilimsel gelişmeye kısıtlamalar
uygulanırken, İslâm üniversitelerinde dikkati çekecek kadar bilimsel
araştırmalar ve buluşlar gerçekleştiriliyordu. O dönemde kültürün görülmemiş ve
yeni imkânlarının bulunduğu yer, İslâm dünyasıdır. Kurtuba'da Halife'nin
kütüphanesi 400.000 cilt kitap ihtiva ediyordu."G. Rivoire ise bu hususta "Kuzey Afrika ve Endülüs medeniyeti zirveye
tırmanırken bencil ve karamsar bir kısım kilise, hastalığı İlâhî bir ceza olarak
kabul ettiklerinden fizikî rahatsızlığı ortadan kaldırmayı hedef alan tıp ilmine
karşı takındıkları tavır gibi" demektedir.H. G. Vells (Keskioğlu, 63-64) "Kısa Dünya Tarihi" eserinin 162. sayfasında:
"Müslümanların her fethettikleri ülkede bilim gelişti. Sekizinci yüzyılda,
müslüman olmuş bütün ülkelerde öğretim ve eğitim teşkilatı mevcuttu. Dokuzuncu
yüzyıl İspanya'daki Kurtuba mektebindeki bilginler, Kahire, Bağdat, Buhara ve
Semerkand'daki bilginlerle muhabere ediyorlardı. Aristo'nun ve İskenderiye
medresesinin saçtığı, fakat pek uzun bir zaman kısır kalmış olan tohumlar şimdi
filizleniyor, meyvelerini vermeye başlıyordu. Matematik, tıp ve fizik bilimleri
alanlarında büyük ilerlemeler oldu. Biçimsiz Roma rakamlarının yerini bugün hâlâ
kullandığımız Arap rakamları aldı. Sıfır işareti ilk defa icad edilip
kullanılmağa başlandı. İslâm düşüncesi, Fransa'nın İtalya'nın ve bütün Hristiyan
âleminin ortaçağ felsefesine yeni bir hayat kazandırmıştır."
Fransız Rosenthal İslamiyetin İlime nasıl iyi bir zemin oluşturduğunu şöyle
açıklıyor: "İslâm'da olduğu ölçüde hiçbir inanç sisteminde din—ilim kaynaşması
ayrılmaz bir şekilde gerçekleşmemiştir."Aldo Micli "La Science arabe" isimli eserde "Endülüste birçok hristiyan
öğrenci okumakta idi. Doğudan mühim kitaplar getirtiliyordu. İslâm ilim ve
felsefesi 9-11. yüzyıllar arasında olgunlaştı ve 12. yüzyıldan başlayarak
Sicilya ve Endülüs yolundan batıya geçmeye başladı. Böylece batıda büyük bir
tercüme devri açıldı."Philip K. Hitti ise "İslâm Tarihi" (Hitti, 3/919) isimli eserinde batının İslâm
medeniyetinden etkilenişini şu şekilde açıklıyordu: "Gerçekten de bu bilgi
akımı, on ikinci asırda o kadar kuvvetli ve canlı bir hale dönüşmüştü ki, Endülüs
üzerinden Avrupa'ya taşmaya başlamıştır."
Corci Zeydan "İslâm Medeniyeti" İsimli eserinde görüşlerini şu şekilde açıklar:
"Eski medeniyet, İslâm Tarihi ile biter, halihazır medeniyet ondan meydana
gelir." Yine aynı yazar İslâmiyetin medeniyet teşkili için ne kadar müsait bir
zemin oluşturduğunu şu cümlelerle açıklar: "Yunanlılar, İranlılar devlet
teşkilinden hayli asırlar sonra âlem-i medeniyete isbat-ı vücud edebilmişlerdi.
Halbuki müslümanlar devlet teşkil ettikten yalnız bir asır sonra
medeniyetlerini, faaliyet-i akliyelerini âleme göstermişlerdir. İkinci ve üçüncü
asırlarda ise, İslâm Düşüncesi bütün cihanı istilâ etmiş idi."
Sigrid Hunke de (Hunke, 18) "İslâm Güneşi" unvanlı kitabında takdirlerini şu
şekilde sergiliyor: "İşte bu çağda müslümanların Batı ile 750 yıl kadar devam
eden yakın komşulukları esnasında, dünyanın kültür nakleden bir camiası
olduğunu, Yunanlılara nazaran beşer kültürünü en az iki misli geliştirip Batı'ya
birçok mevzularda doğrudan doğruya tesir ettiklerini kim söyleyebilmekte, bundan
kim bahsedebilmektedir?" Yine aynı yazar (Hunke, 125) "Rönesansımızın üstadları,
onun için Yunanlılar değil, bilakis müslümanlar oldular" Sigrid Hunke batının
doğudan etkilenişini şu cümlelerle belirtiyor: "Yasaklara ve resmi husumete
rağmen Batı, teknik, sağlık, hijyen ve devlet organizasyonu bakımından İslâm
medeniyetinin umumi kültür varlıklarına yakınlık peyda etti. Yavaş yavaş onun
zihnî mirasını eline geçirdi. Bu sayede asırlarca süren bir uyuklama ve
uyuşukluk devresinden kurtularak, nihayet kendi kanaatleriyle emsalsiz bir
yükselişe doğru harekete başladı. Tabiatiyle Batı, İslâm medeniyetinden yalnız
ilim sahalarında değil, bu arada hayatın bütün sahalarında ve san'atta da
yaşayışını daha zengin, daha güzel, daha sıhhî daha mes'ut yapan sayısız küçük
fakat mühim ilhamlar aldı." (Hunke, 461)
Cl. Sanchez Albornoz "Espagne et L'İslâm" isimli eserinde şunları söylemektedir:
"Tabiatiyle artık bugün ortaçağın karanlığından bahsetmek yersizdir. Fakat
gittikçe düşmüş, bahtsız Avrupa'dan bahsetmek yerinde olur. Bunun karşısında
müslüman İspanya'nın o harikulade medeniyetini koymak lazımdır. Arapların
İspanya'daki faaliyetleri hakkında incelemeler yapan büyük üstadlar Mağrib —
İspanyol kültürünün genişliği, derinliği, parlaklığı konularında bize yeni
ufuklar açıyorlar. Bu kültürün felsefe, bilgi, edebiyat, hülasa Hristiyan Avrupa
kültürünün bütün kollarının gelişmesinde büyük bir tesiri olduğunu
gösteriyorlar. Onlar bu tesirlerden ortaçağ düşüncesinin şâhikaları sayılan
Saint Thomas ve Dante'nin bile kurtulamadığını ifade ediyorlar. Hiç şüphe yok,
Pirenelerin iki tarafında veya Akdeniz sahillerinde pek çok kimseler, bu önemli
tesiri kabul etmekten bir çeşit tiksinti ile çekiniyorlar. Bugün elde bulunan
deliller, bu iddiaları kabule bizi mecbur bırakıyor ve hemen hergün bunlara yeni
vasika ve delillerin eklenmesi mümkün oluyor. Rönesans hareketinin doğmasından
asırlarca evvel, Kurtuba'da coşup akacak büyük bir medeniyet nehrinin ilk
menbaları kendini gösteriyor. Bu medeniyet yeni dünyaya antik düşüncenin
temellerini aktaracaktır."
R.Sediltot ile ayni ismi taşıyan Sedillot: "Histoiregenerale des Ara bes" isimli
kitabında batının nankörlüğünü şöyle anlatır: "Müslümanları ve onların bütün
Ortaçağ boyunca yeni medeniyet üzerine icra ettikleri tesiri unutulmaya mahkum
etmekte herhalde hususi bir kasd olsa gerektir."Batının nankörlüğü Prof. E.F. Gautier'in "Moeurs et coutumes des Musulmans"
isimli eserinde şu şekilde anlatılıyor: "Rönesansın ilk kekeleme anları öyle bir
devre tesadüf etti ki, barbarlıktan uyanmakta olan Avrupa, İslâm medeniyetine
bitkin bir hürmetle bakmaktaydı: Taklidine imkân olmayan bu örnek karşısında
cesaretini kaybeden Garb'ın kolları sarkıyor. Herhalde biz bugün de tamamı ile
aksine bir ifrata düşüyoruz. Irkî dalaletlere dayanan bu sersemce
nankörlüğümüzden dolayı kendi kendimizi ne kadar ayıplasak yeridir." Yine aynı
eserin 282. sahifesinde: "Bizim rönesansımız İslâm medeniyetinin hatırasını
çabuk unuttu; halbuki ona karşı çok büyük minnetleri vardır."Humbolt "Cosmos" isimli eserde: "Müslümanlara bugünkü anlamında telakki etmeğe
alışık olduğumuz ilimlerin gerçek kurucuları gözüyle bakılmalıdır. Onlar,
eskilerin hemen hiç bilmedikleri fennî ve İlmî tecrübelerde bulunarak çalışmak
seviyesine ulaşmışlardır" demektedir. (A. Rıza, 141-42)
Auguste Comte (A Rıza 142) da bunu teyid eder: "Müsbet ilimleri Avrupa'ya sokan
müslümanlardır" der ve ilave eder: "Fethettikleri ülkelerde, ilmî araştırma
eğitimi yapacak mektepler kurar kurmaz, umumi bir şevk, üstün seviyedeki seçkin
aydınları, bu yeni ışığa doğru sevketti. Müsbet ilimlerin ehemmiyeti daha
başlangıçta papalık tarafından dahi hissedildi ki, ruhbanın birçok kıymetli
ileri gelenleri ve bu arada iki papa bile eğitimlerini tamamlamak için
Kurtuba'ya gidip İslâm müderrislerinden ilmî müşâhede ve araştırma usulleri
eğitimi gördüler."Diğer taraftan Draper şunları yazar: "Müslümanlar ilmi geliştirip yazarken,
hatta yeni ilimler geliştirirken, Avrupa bugünkü Güney Afrika zencilerinin
olduğu kadar medeniydi. Müslümanların felsefede, matematik ve astronomide, kimya
ve tıbda elde ettikleri, askerî başarıları ile sağladıklarından daha büyük ve
daha devamlıydı." (A. Rıza, 142)
Dr. Gustave Le Bon da eserinde şu satırlara yer verir:"Müslümanların ilmî
çalışmaları ve buluşları incelendiğinde, hiçbir milletin, bu derece kısa bir
zamanda bu kadar fazla sayıda keşifte bulunmadığı ve verimli olmadığı görülür."
İslâmın müsbet ilim metodu, tecrübe ve müşâhede etmektir. Kitaplarda okumak ve
üstadların nazariyelerini tekrarlamak ise Ortaçağ Avrupa'sının metodu olmuştur.
Aradaki fark fevkalâde esaslıdır." (A. Rıza, 142)Meşhur Fransız matematikçisi Montucla "Histoire des Mathematiques" isimli
kitabında hayranlığını şu şekilde anlatır:"Müslümanlar uzun zaman ilmin yegâne
sahipleriydi, 11. Yüzyılın karanlıklarını dağıtmaya gelen ilk ışıkları onlara
borçluyuz. Bu dönem içinde matematikde şöhret kazanabilmiş herkes ilimlerini
Müslümanlardan elde etmişlerdir." (A, Rıza, 170)Viardod da "La Civillisation des Arabes" ünvanlı kitabında Müslümanların
medeniyete temel teşkil ettiğini şu cümlelerle anlatır: "Dante, Petrarque ve
Boccace, Rönesans'ın bu babaları, Provence aydınlarını üstadları sayıyorlardı.
Provence aydınları da Arapların müridleri olduklarına göre, edebiyatın olduğu
kadar ilmin de yolunu Avrupa'ya açan Araplar olmuştur." (A. Rıza, 179)Lecky "Rasyonalist Felsefe Tarihi" adlı kitabında: "Avrupa'nın entellektüel
anlamda uyanışı ve canlanışı ancak eğitimin manastırlardan üniversitelere,
Muhammedi bilimin ve sanayideki bağımsızlığın kilise saltanatını parçalamasından
sonra başlayabilmiştir" demektedir.
John Davenport ise "Kur'ân ve Mesajı" isimli eserinde şöyle der: "Bilim ve
kültür dâvasına Müslümanların gösterdiği saygıdan daha derin bir saygı gösteren
millet gelmemiştir. Bir İslâm şairi: "Bir bilgin gördüğüm zaman onu karşılar ve
ona değer veririm" der. Hz. Peygamberin birçok hadisi bilim ve kültüre en içten
saygı ile doludur. "Bilginlerin mürekkebi şehidlerin kanı gibidir." "Kalem ve
mürekkeb -yani eser- bırakanlara cennet kapıları açıktır." "Dünya dört şeye
dayanır: Bilginlerin bilgisi, büyüklerin adaleti, iyi insanların ibadeti,
yiğitlerin cesareti." Fakat daha önemlisi, müslümanların dünya zenginliğini
önemsiz bir şey tanımaları, buna karşılık bilimi en değerli şey saymalarıdır."
"Müslümanlar arasında bilim ve sanatlar 600 yıl boyunca parlak bir hayat
sürerken bizim aramızda en kaba bir barbarlık egemendi. Edebiyat da en sönük
günlerini yaşıyordu."Mosheim ise şöyle demektedir: "X. yüzyıldan başlayarak Avrupa'ya yayılan,
hikmet, astronomi, felsefe ve matematik gibi bilimlerin Arap okullarından
alındığı, özellikle Endülüs müslümanlarının Avrupa felsefesinin üstadı oldukları
muhakkaktır."
KAYNAKLAR:1) Abdülaziz bin Abdullah: İslâmın Getirdikleri. Bir yay.lst.983,s.88.
2) Ahmed Rıza: Batının Doğu Politikasının Ahlâken İflası. Üçdal yay. İst. 1982,
S:141,' 142, 170, 172, 179.
3) Ateşmen, M: İslâm. Yaylacık matb. İst. 1973, S:35, 112, 131, 136.
4) Aydın, M: Bilgi, Bilim ve İslâm, İsav yay. İst. 1987, s:65.
5) Bammat H: İslâmın Çehresi. Fatih matb. İst. 1975 s: 103.6) Bammat, H:Garp Medeniyetinin Kuruluşunda Müslümanların Rolü, Bahar yay. İst.
1966 s: 20.
7) Bucaile, M: Kitab-ı Mukaddes, Kur'ân ve Bilim, Silm Matb. İzmir, 1981 s:175.
8) Danişmend, İ. H: İslâm Medeniyeti, Yağmur yay. İst. 1983 s: 18 - 20.
9) Durant, W: İslâm Medeniyeti, Tercüman 1001 temel eser. İst. s: 84 .
10)Gürkan, A: İslâm Kültürünün Garbı Medenlleştirmesi. Akçağ yay. İst. 1969
s:252, 256.
11)Hltti, P.K: Ulâm Tarihi. Boğaziçi yay. İst. 1980. 3/919 .
12)Hunke, S: İslâm Güneşi. Bedir Yay. İst. 1975 s: 18, 124, 461.
13)Keskioğlu, O: Müslümanların İlim ve Medeniyete Hizmetleri. Diyanet yay. Ank.
s.63.14)ülken, H.Z: İslâm Felsefesi, Selçuk yay. s: 304.
15)Zeydan, C: İslâm Medeniyeti Tarihi. Fatih yay. İst. 1976 1/3, 21.
16)Seyyid Ali Eşref, Hasan Bilgrami: İslâmi Üniversite Kavramı. Risale yay.
İstanbul 1988 s: 43.
17)Davenport, J: Kur'ân ve Mesajı. Kültür Basım yay. birliği, İstanbul, 1988 S:
34-36.
|